Otuzlu yaşları geride bırakmış, artık gençlik safhasından orta yaş safhasına geçiş yapmış bir erkek için en büyük tehlike nedir bilir misiniz? Ne dersiniz, size göre nedir bu sorunun cevabı; alkol/sigara bağımlılığı mı? Bilemediniz. Yoksa cevabın obezite olduğunu mu düşünüyorsunuz, hayır bu defa da olmadı. Doğru cevap yalnızlık. İlk etapta bu cevap sizi şaşırtmış olabilir ama söylediklerimde ne kadar haklı olduğumu yazının devamında göreceksiniz.

Geçtiğimiz gün editörün odasına girdiğimde beni görür görmez “elimizde bir hikaye var ve bu hikayeyi en güzel yazıya dökecek kişinin sen olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Editörler birilerine iş kilitlemek istediklerinde genelde böyle konuşurlar zaten.

Sonrasında sevgili editörüm ağzındaki baklayı çıkardı: “Senden orta yaşlardaki, çok arkadaşı olmayan erkekler hakkında bir yazı yazmanı istiyoruz.”

Şaşırdım, “ne diyorsun sen” dedim; “orta yaşlı olabilirim ama benim çok sayıda arkadaşım var, ne diye bu yazıyı yazmak için uygun insan ben olayım?”

Editör orta yaşlardaki erkeklerin genellikle yakın arkadaşlıklarını bu yaşlarda sonlandırdıklarını ve bunun ilerleyen zamanlarda kendi hayatları üzerinde büyük olumsuzluklar doğurduğuna dair beni ikna etmişti. Neyse ki mevzunun benle ilgili kısmı bana takılmasından ibaretmiş!

Bu işi yapacağımı söyledim, odama dönüp yazı için çalışmaya başladığımdaysa, kendi kendimi neden bahsi geçen “yalnız” erkeklerden biri olmadığıma dair ikna etmeye çalışırken buldum. Ulaştığım sonuçlarsa benim için hiç tatmin edici değildi.

İlk olarak çok sevdiğim “kankam” Mark’ı düşündüm. Liseden bu yana süregelen kadim bir dostluğumuz var kendisiyle fakat son zamanlarda yılda 4-5 kere görüşebilirsek bu iyi bir rakam. Diğer samimi olduğum arkadaşlarımı da hatırladığımda sonuçlar hep benzerdi. Anlayacağınız, orta yaşlı yalnız erkek hastalığı sinsice benim bünyemde de ilerlemişti ve ben bunun farkına bile varamamıştım!

Başarılı bir genel cerrah olan Vivek Murthy, sanılanın aksine en büyük sağlık sorununun kanser, kalp krizi yahut obezite olmadığını belirtiyor. Ona göre günümüzün Amerikan toplumunda en büyük sağlık sorunu “soyutlanma”.

40 yaşıma geçen mayısta girdim, eşim ve iki çocuğumla birlikte yaşıyorum. Hafta boyunca uyku dışındaki zamanlarımın önemli bir bölümü işle ilgili şeylerle geçiyor. Ya çalışıyor oluyorum, ya işe hazırlanıyorum, ya da işe giderken veya işten dönerken araba sürüyor oluyorum. Geri kalan zamanımın büyük çoğunluğunuysa çocuklar alıyor. Ayakkabın nerde, yemeğini yedin mi, uyuman gerekiyor artık vs vs.

Şöyle bir düşünüyorum da, gerçekten de arkadaşlarıma ayırdığım reel bir vakit yok. İletişimimiz çoğunlukla sosyal medyadan birbirimizin ara sıra yazdığı şeyleri beğenerek gerçekleşiyor. İşyerinde de arkadaşlarım var ama onlarla birbirimize yakın olduğumuz için mecburen görüşür gibiyiz. İş ortamımız haricinde neredeyse hiç bir araya gelmiyoruz ve sanırım buna vaktimiz de yok.

Hikayemi bu konuyla ilgili “Yalnız Amerikan” isimli kitabı yazmış olan Dr. Richard S. Schwartz’a anlattım. Ona göre benim yaşadığım bu durum evli ve çalışan bireylerde çok sık rastalanan bir şey ve bu toplum sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Toplum sağlığını tehdit ettiği noktaysa sadece psikolojik rahatsızlıklarla sınırlı değil. ‘Soyutlanma ve yalnızlık hastalığı’ olarak tanımlayabileceğimiz bu rahatsızlık, felç ve kalp-damar problemlerine sebebiyet verebilirken alzaymırınsa en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bir araştırmaya göreyse bu hastalık, uzun vadede sigara kadar tehlikeli görünüyor.

2015’de Brigham Young üniversitesinde yapılan geniş çaplı bir araştırmaya göre, “soyutlanma ve yalnızlık” hastalığı nedeniyle insanların yüzde 32’si olması gerektiğinden daha erken ölüyor. Amerika’da 65 yaşındaki erkeklerin üçte birinin, 85 yaşındaki erkeklerinse neredeyse yarısının yalnız yaşadığını düşündüğümüzde problemin boyutları daha da netleşiyor. Toplum sağlığını tehdit eden bu durum karşısında önlem almak gerekiyor.

Dr.Richard Schwartz’a göre insanların birçoğu içinde bulundukları bu rahatsızlığı kabullenmeye yanaşmıyor. Hatırlıyorsunuz değil mi, ilk etapta ben de bu tarz bir durumun içinde olduğumu kabul etmeyip bahsi geçen şartlara sahip biri olmadığımı ispatlayacak kanıtlar aramaya koyulmuştum. İnsanlar da genelde tam olarak bunu yapıyorlarmış, kimi sosyal medyadaki arkadaşlarını kimi çocuklarını kimiyse iş arkadaşlarını bu durumda olmadığının bir kanıtı olarak Schwartz’a söylüyormuş.

Ben derim ki, gelin siz de uzmanlara kulak verin. Reel arkadaşlarınızla daha çok zaman geçirmeye çalışın, uzun yıllardır süregelen dostluklarınızın orta yaşlarınızda kaybolmasına müsaade etmeyin. Çoluk-çocuk, iş-güç belası hepimizin başında ama siz kendinize ve arkadaşlarınıza da zaman ayırmaya çalışın.

Bu arada, durun bir saniye hemen dönüyorum..

-Hey Fellas, pazar günkü Super Bowl maçı için biletleri almıştın değil mi, bana sakın o lanet biletleri almayı unuttuğunu söyleme!

Oh, Tanrım; neyse ki almış.

Ne diyorduk efendim, siz siz olun kendinize ve dostlarınızı da zaman çizelgenizi hazırlarken unutmayın ve sosyal hayatınızı asla ihmal etmeyin!

Orjinal Makale: Billy Baker

Çeviri: Selim Alp Doğaner

See also  Bir Efsanenin Sonu: USS Enterprise Uçak Gemisine 55 yıl sonra veda