Home / Türkiye-ABD Ilişkileri / Gülen’in İadesi Tartışması Masada Yok

Gülen’in İadesi Tartışması Masada Yok

Türk otoritelerinin 2016’daki başarısız darbe girişiminin planlayıcısı olarak gördüğü sürgün vaiz Fethulah Gülen’in, ülkesine iade edilmesinin ABD tarafından reddedilmesi Türk-Amerikan ilişkilerinin peşini bırakmayan çetrefilli meselelerden birisi.

Washington D.C.’deki bir düşünce kuruluşunda önde gelen bir araştırmacı, Türkiye’nin iade konusundaki bu ısrarının, gerekçelerini ve durumunu daha geniş çaplı bir biçimde ABD’ye anlatmasını zorlaştırdığını söylüyor.

Bipartisan Policy Center’dan Nicholas Danforth: “Geçtiğimiz yılda, Gülen’in takipçilerinin darbe girişiminde merkezi katılım gösterdiğiyle ilgili kanıtlar çoğaldı.”

“Aynı zamanda, Türkiye’nin daha sonraki tepkilerinin sonucu olarak, Gülen’in Türkiye’e iade edilmeyeceği ve edilmemesi gerektiği de aynı şekilde açık hale geldi.”

Danforth’un açıklamasına göre, her iki taraftaki hikaye zoraki bir hal alıyor; Türkiye’nin gerçekçi olmayan beklentileri ve ABD’nin darbe gerçeklerini görmezden gelme konusundaki istekliliği.

Tartışmayı gelecekteki bir iade ihtimali üzerinde odaklamak, Türk hükümetinin kendi eylemlerinin bu iadeyi imkansız kıldığının farkına varmayı reddetmesine sebep oluyor. Fakat aynı zamanda Washington’ın Gülen’in suçuyla ilgili gerçek bir tartışmayı sürekli ertelemesine sebep oluyor ve Türk savcılarının ortaya çıkaracağı, pek de mümkün olmayan eksiksiz bir hukuk davası ihtimalini askıda bırakıyor.

İade tartışmasını geride bırakmak, Gülen’in darbedeki rolünü ifade etmek için ABD’nin ne yapabileceğiyle ilgili Türk hükümeti ile anlamlı bir işbirliği olmadığı durumda daha dürüst, odaklanmış ve verimli bir tartışma ortamı yaratır.

Peki, neden ABD Gülen’den vazgeçmek istemiyor? Türk medyasının büyük bir kısmı “CIA’de bir değeri olduğu için” diyor. Fakat Danforth kanıtların zayıflığına, Türkiye’nin davayı sunarken komplo teorilerine başvurma eğilimine ve “ayrıca yaygın işkencelerle, geniş kapsamlı ihraçlarla ve Türk hukuk sisteminin tamamen siyasileştirilmesiyle ilave edilen yasal engellere” atıf yapıyor.

Her nasılsa, diyerek ekliyor, bu ABD’nin dikkatini mevcut gerçeklerden uzaklaştırıyor: bir sürü kanıt (görev alan askerlerin ifadeleri ve fiziksel olarak darbe merkezlerinde bulunmaları) darbeyle Gülen hareketinin üyeleri arasında bağlantı kuruyor.

Buna ek olarak, anlaşıldığı kadarıyla Ankara’daki ABD büyükelçiliğinin sızdırdığı bir belgeye göre suikastçılardan birisi hemen hemen kesinlikle girişim öncesinde (ne konuştuklarını bilemesek de) Gülen’le iletişim halindeydi.

Danforth’un ifadesiyle, olaylar Gülen’in darbeye kişisel rızası olduğunu gösterebilir fakat mevcut sınırlı, esaslı kanıtlara dayalı makul şüphenin ötesinde, herhangi bir avukat bir mahkemeyi buna ikna etme konusunda sıkıntı yaşar.

İade tartışmasından uzaklaşma, ona göre, ABD-Türkiye ilişkilerini şimdiki cansızlığından kurtaracak tek politika seçeneğidir.

Washington’ın önündeki zorluk, Erdoğan’ın darbe sonrası saldırgan tedbirlerini ödüllendirmeden, Türkiye’deki ABD güvenilirliğini yeniden inşa etmek amacıyla bu gerçekliği tanımak ve buna cevap vermek için bir yol bulmaktır.

Nilgün Yılmazarslan

Check Also

Sezgin Baran Korkmaz da Ekim Alptekin ile birlikte Mueller soruşturmasına karıştı

Ilhan Tanir, Washington DC Reuters özel haberinde Türk iş adamları Ekim Alptekin ve Sezgin Baran …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *