Home / Kültür-Sanat / Türkiye’nin Kürt Arabeskçileri cesaretlerini nereden alıyor? Tatlıses, Mahsun, Alişan, Nihat Doğan, Mardini..

Türkiye’nin Kürt Arabeskçileri cesaretlerini nereden alıyor? Tatlıses, Mahsun, Alişan, Nihat Doğan, Mardini..

Melike Gül Demir

1990’lı yılların hızlı arabeskçilerinden geriye çok değil birkaç figür kaldı. İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz, Alışan, Nihat Doğan ise bunlardan belki de en çok gündemde olanları…

Arabeskin kralı şüphesiz İbrahim Tatlıses. O 90’lardan önce de sonra da var olmayı başardı. Her ne kadar uğradığı silahlı saldırı sonrası kariyerine zorunlu ara vermiş olsa da, arada bir sahne ve televizyon dünyasına fırtına gibi döneceğini müjdeliyor, sonra ise beklenen fırtına yaşanmıyor. 

Televizyon dünyasında fırtına gibi estiği dönemlerde fırtınalı aşklar da yaşadı. Hayatındaki kadınlara uyguladığı şiddet bu fırtınalı aşkların bir parçası oldu.
 
Yıldız Tilbe‘yi konuk ettiği programında Tilbe’nin ‘sizin hareminiz var’ sözü anlaşılanlara göre ona çok dokundu. Tilbe, yüce baba, koruyup kollayan erkeğe bir kadın olarak hadsizlik yapmıştı. Bu hadsizliğin bedeli de Tilbe’nin canını yakarak ödetmenin sırası gelmişti. Bir zamanlar altını çizdiklerimin şimdi üstünü çiziyorum diyen mahalle kabadayısı tavrı ile Tilbe’yle bütün ilişkilerini Kuran-a el basarak keseceğini söyledi. ‘Pezevenklerin’ elinden kurtarılan Tilbe’in insanın içine dokunan samimiyeti dokunaklıydı. Erkek şiddetine maruz kalan Tilbe, dövüldükten sonra aslanlar gibi evine gittiğini söylediği gibi, sahneyi de aslanlar gibi terketti.
 
Tatlıses’in akılda kalıcı bunun gibi onlarca performanslarından geriye, dünya ve Türkiye barışına katkı sağlayacağı platformlar kaldı. En son 2013’te hükümetin Diyarbakır çıkartmasında, Kürt halk müziği sanatçısı Siwan Perwer’le aynı sahnede bulunmuştu.

Özcan Deniz ile Dengbej Şakiro

Özcan Deniz Asmalı Konak’ın Seymen ağası olarak tanıdığımızdan beri o ‘asaletini’ hiç kaybetmedi. Kürt halk müziğinde iz bırakan büyük usta Dengbej Şakiro’nun yeğeni. Şakiro yoksulluk ve sefalet içinde Kürtlere kırgın olarak aramızdan ayrıldı. Neyseki Rojda, teknolojiyi kullanarak ‘karşılıklı’ söyledikleri ‘Wey Dil’ adli türkünün yeniden seslendirmesiyle Şakiro’nun mirasına sahip çıktı.

 Bir röportajında müzik yeteneğinin ailesindeki genlere borçlu olduğunu söylüyor Deniz. Belki de Şakiro’nun sefalet içindeki hayatından ders aldı. O kadar yetenekli bir dengbejin kaderini yaşamak istemedi de redd-i mirası mı tercih etti bilmiyoruz. 

Şakiro gibi Kürtçe şarkılar söylemediği gibi Özcan Deniz, Kürtlüğünü de pek dile getirmedi. Belki de hep mesafeliydi Kürt kimliğine. Deniz belki de ‘büyük usta’ olarak etnik kimlik problemini çoktan aşmıştı. Daha çok imkansız aşk hikayeleriyle ilgileniyor. Senaryosunu kendisi yazdığı filmlerde yönetmenlik, gerekirse oyunculuk da yapıyor. Televizyon dizilerinin başarılı rol kesen aktörlerinden biri haline gelen Deniz’de. 90’ların arabeskçisi Özcan’dan eser kalmadı.

Erkekliğin kitabını yazan Nihat Doğan

Aralarına en geç girip, en renklisi olan, bazılarına göre ‘erkekliğin’ kitabını yazanı ise Nihat Doğan. ‘Benim olmazsan taciz ederim’ şarkısıyla sevdiceğine karşı ne kadar sevgi ve saygı dolu olduğunu ispat eden(!) Doğan sayesinde sevgililik ile tacizcilik arasında gittik geldik, sonra da gerçek adamın sevgisinin böyle olacağına karar verdik. ”Survivor” ile mahallemizin köşe başındaki bıçkın delikanlısının filozofik yanına şahitlik ettik. Aforizmalarıyla bizi kendine hayran bıraktı(!)

Şimdilerde ‘Söylemezsem Olmaz’ programı ile dedikodu aleminin sır küpü, magazin dünyasının kralı, harbi yorumcusu oldu. Hayat arkadaşının bir röportajında söylediği ‘samimi’ cümle gibi. Nihat anlatılmaz, yaşanır.

İyi yürekli, yerel ve millidir, ağızından düşüremediği Allah rızasını hep gözetir, konuşmasını ara ara hadislerle bile destekler. Vatan millet sevgisi o kadar derindir ki, bu vatanın ekmeğini yiyip içip, vatanın selameti, birlik ve beraberliğine karşı sessiz kalanların linç edilmesini salık verecek kadar bu topraklara kendisini ait hisseder.

Milli ve yerliliği öyle boyutlara taşıdı ki, Özgecan cinayetinin ardından “Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın” diye yazabildi. Gelen tepkilere karşı kendisini ‘delikanlıca’ savunmasını şimdilik oturduğu dedikodu programının baş köşesindeki koltuğunda yapıyor.

Mahsun Kırmızıgül’den Mahso’ya dönüş..

Doğan’ın zamanın arabeskçisi, dönemin başarılı yönetmeni Mahsun Kırmızıgül ileKürt ve Doğulu olmalarının yanı sıra çok ortak noktaları var. Mesela, Seda Sayan ile yaşadıkları fırtınalı aşkları. Sayan ikisini de ‘delikanlı’ adamlar olarak tarif ediyor, yıllar sonra verdiği bir röportajında.

Mahsun Kırmızıgül şükür dedikodu programlarına, survivorlara katılmaya kadar düşmedi. Ancak, bazılarına göre dönemin siyasi rantını arkasına alarak şarkıcılıktan yönetmenliğe terfi etti. ”Güneş’i Gördüm”de efendisini kızdırmayan bir titizlikle çalıştı, karakterlerinin her bir ayrıntısını ince ince işledi, perdeye öyle yansıttı. Hala açık bir yara olan ”köy boşaltmaları” anlatırken durduğu yer ilginç idi. Zira, filmde yersiz yurtsuz kalan, hayatlarını kaybeden insanların dramından ziyade başka konulara odaklanılmıştı. Anlatılan bağrına taş basa basa, iki gözü iki yaşlı, istemeye istemeye “affedersiniz” diyerek köyleri boşaltmak zorunda kalan, sevgi dolu, şefkatli komutandı. Bu Kürtler ‘vatan haini’ olmasaydı zaten ne diye köyleri boşaltılacaktı, ne diye iyi kalpli askerlerimiz bu kadar büyük  bir mesuliyetin altına girecekti. Hep cehaletleri, çok çocuk doğurmaları, ‘sapıklıkları’ neden olmuştu ‘köy boşaltma’ gibi acımasız politikalara…

Kırmızıgül, ”Güneşi Gördüm” den sonra da, güçlünün yanında durarak, iktidarın gözü ve kulağı olup Kürtlerin trajik, acı dolu hikayesini bazen yumuşatarak, bazen çarpıtarak ama her zaman ‘devletlüleri kızdırmadan’ anlatmaya devam etti. Ezik, gariban, yoksul Kürt imajına yücelterek.

Derken siyasi hava ters yüz oldu. Yerle bir edilen birkaç büyük yerleşim yerlerinden biri de Sur oldu. Ölü bir sessizlik hakimdi. UNESCO bir itiraz metni dahi olsa yayınlamadı, onca tarihi yerler yok edilirken. Cılız da olsa tek tük duyulan seslerden biri, Sur’un çocuğu Kırmızıgül’den geldi. Birkaç tweet yazdı resmi hesabından ama yine ‘devlütlerin’ zoruna çok gitmişti, sanki onu hiç affetmediler.

Bu küçük itirazı bile başarılı “yönetmeni” bir krizle karşı karşıya bırakmıştı. Önceki filmlerinde gişede mucizeler gerçekleştiren yönetmenimizin son filmi gişede hüsrana uğradı. Sahnede oynanan film, Mahsun’un Mahso’ya yeniden dönüşünün hikayesiydi adeta.

Sadece gişede hüsrana uğramakla kalmadı,  Cumhurbaşkanı sofrasından da ‘diskalifiye’ edildi. Muhtemelen Mahso biliyordu ki o sofraya oturabilmek için yaşamına, yediğine içtiğine, söylediklerine hatta arkadaşlarına ‘özen’ gösterecekti.

Berdan Mardini.. üçe doğru

Diskalifiye olduğu sofradan olan arkadaşı Berdan Mardini‘ye baksaydı azıcık ders alırdı halbuki.  90’li yılların arabesk furyasına yetişememiş bu metroseksüel arabeskçi, TRTŞEŞ kontenjanından ünlüler dünyasına nasıl da hızlı adımlarla yükselmişti. Arabeskçi Mardini hem bakımlı, hem de aldırdığı kaslarıyla hem Kürtçe program yapıyor hem de TRTŞEŞ’de Kürtçe dizide başrol oynuyor şimdilerde.

Günden güne üne kavuşurken, buna paralel olarak paraya da kavuşan Mardini, evinin kapılarını magazin programlarına açtığı bir günde, saunadan çıkıp havuzda serinlediğini söylüyor. Karısıyla da abisinin düğününe çalgı çalmaya giderken tanışmış, bu bilgiyi de bu röportajında öğreniyoruz.

Mardini sadece uslu çocuk değil. Aynı zamanda üç çocuk olmasa da iki çocuk yapmış. Daha genç ama. Üçe, beşe tamamlama fırsatı var. Hayat uzun.

Ve terliğini de ayağına isteyen… Alişan

Evimizin genç delikanlısı, 40’a merdiven dayamış 90’li yıllardan bize miras kalmış, bir başka arabeskçi Alişan’ın ise bir türlü bahtı açılmadı, her ne kadar akçeli işleri tıkırında gitse de. Evlenecek, çoluk çocuğa karışacak, ‘namuslu’, evinin kadını, çocuklarının anası olacak müstakbel ‘temiz’ kızı arayıp durdu yıllarca. Tanış, akraba, eş-dost, etrafında kim var kim yoksa seferber olduysa da; seçici, genç arabesk prensimizin gönlünü çalacak ‘temiz genç kız’ bulunamadı.

Yıllardır evlenmesini öğütleyen Cumhurbaşkanı en son dayanamamış ve tarih belirtmiş ona. Alışan da apar topar Kürt İdris’in gelini olan Esra Erol’un kızkardeşiyle evlenmeye karar vermiş. Çöpçatanlık konusunda başarılı programlar yapan Erol’un burda da çöpçatanlık yapıp yapmadığına dair bir bilgi henüz yok ortalıklarda.

Evlenme kararıyla birlikte röportaj veren Alişan hayalindeki kadınla ilgili, ne idüğü belirsiz bir iki kelam ettikten sonra “terliğimi de ayağına getirecek” deyivermiş.

Evimizin sevimli oğlu, kendini ara ara doğru ifade etmekte güçlük çeken, temiz kalpli Alişan’ın bu lafları sonrası onu çok üzdüler. O da küstüm, oynamıyorum deyiverdi. Bundan sonra bir daha da konuşmam dedi. ”Benim için bundan sonra Davos bitmiştir, bir daha da gelmem” gibilerinden…

Alişan’ın konuşmama kararı vermesi, dostu Mardini’yi de çok üzmüş ki hemen destek açıklaması yaptı. “Eşim yeri gelir ayağımı yıkar, yeri gelir terliğimi getirir. Bana hizmet eder…” açıklaması ile Alişan’ın yardımına koştu. Böylece iyi bir kadın ve eş olmanın meziyetlerini Mardini’den öğrenmiş olduk bütün ülkece.

Gözler şimdi Nihat Doğan’ın yapacağı açıklamada tekrar. Maalesef dedikodu programı tatile girmiş olmalı ki halen kritik açıklamasını yapmaktan geri kaldı, yoksa Alışan’a desteğini çoktan açıklamış olması beklenirdi.

Kürt arabeskçilerin cesareti..

Bir yanda Türkiye’nin doğusunda Kürt siyasetinde kadınların var olma mücadelesi zindanlara hapsedilirken; diğer yanda Türkiye’nin batısında şortlu kadınlara saldırı haberlerinin bağlantıları birleştirildiğinde bu magazin figürlerinin nerden güç aldıkları anlamak aslında çok zor olmuyor.

Kadını evin içinde konumlandıran, varlığını kocasına hizmetle sınırlandıran, cinsiyetçi ideolojiyi canla başla savunan bu ‘ünlü’ Kürt erkeklerin destek bulmaları, cehaletleriyle gurur duymaları tesadüf olmamalı.

Check Also

Beyoğlu Sineması Kapanıyor

Mert Tekin Sinemada tekelleşen dağıtım ve gösterim Beyoğlu’ndaki tarihi sinema salonlarının, AVM sinemalarıyla girdikleri rekabeti …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *