Home / İnsan Hakları / Kürt Sorunu / Fethullah Gülen, Donald Trump tarafından Türkiye’ye iade edilebilinir, ama önce bu kitabı okusa iyi olur
Resim: http://www.independent.co.uk/voices/robert-fisk-gulan-turkey-erdogan-isis-extradition-middle-east-terrorist-raqqa-kurdish-america-a7838861.html

Fethullah Gülen, Donald Trump tarafından Türkiye’ye iade edilebilinir, ama önce bu kitabı okusa iyi olur

Robert Fisk Independent

Çeviri Washington Hattı

Gülen, yaşamının son yıllarını Amerika’da geçiren kendi halinde bir imam gibi görünse de, ABD, İngiltere ve Türkiye’de milyarlarca dolarlık bir İslami okul ve cemaat sisteminin kurucusu. Cemaatinin şimdi yürürlükten kaldırdığı bir kitapta, eşinini dövmeyi haklı gösterdiği, Hristiyanlığı ‘sapkınlık’ ve Amerika’yı “acımasız düşmanımız” olarak değindiği de biliniyor.

Fethullah Gülen , Donald Trump’ın kendisini Türkiye’ye iade etme olasılığına rağmen Amerika’yı terk etme niyetinin olmadığını söyledi. Fakat Türkiye’ye iadesini kabullenmeden önce yeni çıkan bir kitabı okumasında fayda var. Türkiye’de darbeye teşvik suçuyla aranan Gülen’in “terörist” suçlamasıyla 50 bin Türk’ü tutuklayan Türk adalet sistemine inanci göz yaşartıcı. Ezgi Başaran’ın IB Tauris tarafından yayınlanan ”Türkiye Cephesi: Orta Doğu Kalbinde Çatışma” kitabı Türk adaletinde şiddet ve işkence kullanımını ve Türk gizli polisinin IŞİD’le olan bağlantılarını ortaya koyuyor.

Kitap Fethullah Gülen hakkında da iç açıcı şeyler anlatmıyor. Gülen 1942’de Erzurum’da doğan “komünizme karşı savaş derneği” nin kurucularından biri olan bir din adamı. Kurduğu Gülenci okullar öğrencilerini birçok devlet görevine yerleştirecek şekilde hazırlıyor. Tercihen ülkenin yargı organlarında, polis ve askeriyeye öğrenci yetiştiriyor. Başaran bu iddiasını 1999’da seküler devleti devirmekle suçlanan ve çok demokratik izlenimi vermeyen bir iddianamedeki Gülen’e ait bir alıntı ile destekliyor.

“Merkezi güçlere erişene kadar, varlığını belli etmeden, sistemin arterlerinde dolaşmalısın.”

“Devletin bütün gücünü elde edene kadar, Türkiye’deki anayasal kurumların gücünü arkanıza alana kadar beklemelisiniz …”

1999 yılında tutuklanacağını fark ettiğinde, Gülen, ABD’ye tercihli vize almayı başaramadı; çünkü Amerikalılara göre “eğitimci” değil, “büyük ve etkili bir dini ve siyasi hareket lideri”ydi. Ancak eski bir ABD büyükelçisi ve eski iki CIA yetkilisinin referansları ile ABD yeşil kart alabildi.

Türkiye, ABD merkezli din adamı Fethullah Gülen’e karşı tutuklama emri çıkardı
Gülen, emeklilik yıllarını Amerika’da geçirirken sessiz sakin bir imam gibi görünse de, ABD, İngiltere ve Türkiye’de milyarlarca dolarlık olağanüstü bir İslami okul ve cemaat sisteminin kurucusu. Kendisini ”ılımlı” olarka göstermeye çalışan Gülen, Başaran’a göre, “en son çare olarak da olsa,” eşi dayak atmayı savunan, Hıristiyanlığı “sapkınlık” olarak nitelendiren ve Amerika’yı “merhametsiz düşmanım” olarak nitelendiren bir kitabını piyasadan geri çekti.

Başaran, bazen benim yazılarımı da yayınlayan Radikal editörlerinden biriydi. Radikal Gazetesi 2016’da kapandı. Ezgi Başaran’ın uzmanlığı Kürt sorunu, Erdoğan ve şimdi de IŞİD. Başaran’a göre Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) bünyesindeki “yeni Türkiye”, “Arap Baharı umudunun sönmesinden sonra, otoriter bir rejime ve daha karanlık bir Ortadoğu’ya doğru hızla gidiyor.” Gene Başaran’a göre Ortadoğu’da yaşananlara yönelik çözüm, 40 yıllık Kürt sorunu ve Türk Hükümeti’nin bu sorunla nasıl başa çıkmayı seçeceğine bağlı.

Başaran’ın Kürt tarihine ilişkin özeti hem tanıdık hem de eğitici. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kürt halkının devlet sahibi olması gerekiyordu. Amerikalılar, “Kürdistan” için Milletler Cemiyeti’nin görev süresini kabul etmeyi reddetti – Rakka’nın ele geçirilmesinden sonra tekrar çark edip edemeyeceklerini göreceğiz,- Atatürk’ün hazırladığı Türkiye’nin orijinal haritasında Musul, Kerkük ve Süleymaniya’nın yer aldığı hatırlatılması ilginç. Metine göre bu üç Irak şehiri ”Kürt” ve ”Kürtler ve Türkler ayrılmaz”. Bu da Erdoğan’ın ordusunu Kuzey Suriye’ye ve Musul’un dışına doğru yerleştirme çabası açıklıyor. Belli ki, birisi bu eski haritayı arşivlerden çıkarmış.

Atatürk’ün Birinci Dünya Savaşı’nda Türklerle birlikte savaşan Kürtlere özerklik verilmesinden söz ettiğini anlatan Başaran, Kürlerin 1915’teki Ermenilerin soykırımı yapılmasına yardımcı olduklarından söz etmiyor. 1919’da Atatürk ve halen mevcut Osmanlı parlamentosu tarafından hazırlanan bir protokolde, ilk madde Kürt özerkliği ve Kürtlerin ulusal ve sosyal haklarını tanımaktı. Bu belge 1960’lara kadar gizli tutuldu. Ancak ülkenin kademeli bir “Türkleştirilmesi” bu hakları zamanla ortadan kaldırdı. Kürtler 1923-1938 yılları arasında 28 kez ayaklandı, ama Kürtler her seferinde göçe zorlandılar. Hitler’in Atatürk’e hayran olması çok da şaşırtıcı değil.

Nitekim, Atatürk’ün hayatının son aylarında ordu, Türkiye’nin güneydoğusundaki asi ve esasen Kürt ve Alevi bir şehir olan Dersim’e saldırdı; burada bir Türk siyasetçisinin ve avukatının sözleriyle “Dersim’i yok ederek öldürdük.” Dersim’e saldıran pilotlardan biri, Atatürk’ün üvey kızı olan Sabiha Gökçen, savaş uçaklarını uçurabilen tek kadındı. Evine bir kahraman olarak döndü.

Erdoğan, şüphesiz Atatürk hayranı değil. Erdoğan Türkiye’yi Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemli günlerine geri dönmek istiyor ve bu hafta BBC’ye AB’nin Türkiye için “vazgeçilmez” olmadığını ilan etti. Çok şükür! Ancak Başaran, hükümetin “kasıtlı olarak IŞID, Kürtler ve Türkler arasında tehlikeli bir üçgen” inşa ettiğini söylüyor. PKK, Türk ordusuna ve polisine karşı şiddetli bir savaş başlattı; yetkililer buna karşılık olarak, Türk Kürdistanı’nı “Kürtsüzleştirme”ye başladılar. Örneğin, 1986 yılında, 3.524 Kürt köyünden 2.842 ismi Türkçeleştirildi. İngilizler aynı şeyi 100 yıl önce İrlanda’da denediler. Sonucu biliyoruz.

Gülen başlangıçta Erdoğan’a destek verdi. Ve bu dönemde Gülenist gazeteler sürekli darbe planlayan subaylardan söz ediyorlardı. Sahte delillerle 300 kişi yargılandı. Gülen ABD’ye yerleştikten sonra davalar düştü.

2013 yılında Gülen hareketi, önde gelen hükümet figürleri de dahil olmak üzere yolsuzluk skandalının tapelerini internete sızdırdı. Erdoğan buna “sivil bir darbe” dedi. Gülen “terörist” olarak ilan edildi. Fakat AKP, laik devleti devirmek için Gülencilerin kilit pozisyonlara yerleşmesine bizzat göz yummuştu. [Eğer bir yargılama olursa] AKP üyelerinin de yargılanması gerekecek. Gülen gerçekten iade edilir ise, duruşması çok ilginç olabilir. Mühtemelen anlatacak çok şeyi olacaktır.

2014’te, IŞİD Kobani’ye saldırdığında Kürtler, Erdoğan’ın IŞİD’ı ortadan kaldırmaktan çok kendilerini yok etmeye çalıştığından şüphelenmeye başladılar. PYD (PKK’nın kolu) çevrelendi, Türk hükümetine yakınlığı ile bilinen Sabah Gazetesi PYD’nin “İsis’ten daha tehlikeli” olduğunu yazmaya başladı. Bu durum Kürtleri öfkelendirdi. Türkiyenin IŞID’i silahlandırdığından şüphelenmeye başladılar. Türk polisi, Türk istihbarat servisince gönderilen dört kamyonda 30 füze, 20’den fazla kasa dolusu mühimmatı ve uçaksavar tabancaları bulduğu rapor edildiğinde ise bu dediklerinin doruluğu ortaya çıkmaya başladı. Erdoğan , silah kaçakçılığı operasyonunu ortaya çıkaran Cumhuriyet Gazetesi’nin editörünü “ağır bir bedel ödemek ” le tehdit etti. Masum bir kişinin yapacağı bir tehdit değil. En azında gazetecileri gazetecilik yaptıklarından dolayı tutuklamadığını iddia eden birinin yapacaği bir eylem değil.

Türkiye Kürt’ler Tel Abyad’da kontrolü ele geçirene kadar sınırı açık tuttular. Kürtlerin Kobani’yi ele geçirmesi ISID’ın Rakka’ya silah ikmal yolunu kesti. Bu noktada ise ISID Türkiye’ye karşı saldırılarını başlattı. Başaran’ın gazetesi Radikal bu başlantıları yazmaya başladı. Kürtler IŞID’ın 100 kişilik bir saldırı gücünü Türkiye’ye sevk ettiklerini haber verdiler. Türk hükümeti bu haberleri duymazdan geldi. Haber doğruydu. Radikal Adıyaman’da oğulları Suriye’ye ”cihad” için giden ailelerle yaptıkları ropörtajları yayınladı. Hükümet gene bir şey yapmadı. Sonra Diyarbakır’da bir bomba 5 kişiyi öldürdü. Saldırıyı yapan Radikal gazetesinin konuştuğu ailelerden birinin oğluydu.

Radikal , Adiyaman hücresinin kalbinde “İslam Çayevi” adlı bir çayevi olduğunu yazdı. Hükümet gene de bu bilgiyi duymazdan geldi. Suruç’ta bir tane daha intihar bombası patladı: 34 ölü. Bombacı, Adıyaman’dan 20 yaşındaki Seyh Abdurrahman Alagoz’du. Babası oğlu evden kaçtığında polise başvurmuştu. görmezden gelindi. Alagöz’ün kardeşi Yunus, olayların odağındaki İslam çayevinin sahibiydi. Başaran Radikal Gazetesindeki köşesinde saldırıların devam edeceği konusunda uyardı. Ekim 2015’te Ankara’da iki intihar bombacısı kendilerini patlattılar ve 107 kişi hayatını kaybetti. Bombacılardan birisi, çay evinin sahibi ve Suruç bombacısının kardeşi Yunus Alagoz’tu.

Gazeteciliğin tüm bağlantıları birbirine bağladığı ürkütücü bir hikaye… Şu anda Türk-Kürt savaşı devam ediyor, Gülen de iadesi için hazır ve IŞİD, Türkiye’de intihar saldırılarını gerçekleştirmek için özgür görünüyor. Halep ve Musul – ve umarım Rakka-‘ya bakarken Türkiye gözden kaçıyor. Ama Amerika bile Erdoğan’ın gazabına karşın Kobani’nin kuşatılmış Kürtlerine hava saldırıları ile yardım etti. İzlemeye devam edin. Ve bu kitabı okuyun.

Check Also

Felç geçirme riski bulunan HDP Milletvekili Baluken’e Halepçe Katliamı Anmasına Katıldığı İçin Üç Yıla Kadar Hapsi İsteniyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır (Amed) Milletvekili İdris Baluken hakkında 16 Mart 2014’te Bingöl’de düzenlenen …

One comment

  1. Sayın yazar önyargılı ve bir kişinin yazılarını örnek göstererek insanları yönlendirmeye çalışmışsınız yazınızdaki bir ili hatayı söyleyeyim Gülen in tüm konuşmaları kayıtlıdır be internet te dinleyebilirsiniz. Tüm kitaplarını okuyabilirsiniz. Şimdi yazdığı tüm kitaplar yazılar söyleşiler ortadayken niyet okumak önyargılı olmaktır. Gülen 1999 da Amerika’ya gitti Ergenekon 2006 da Danıştay saldırısı ile başlayıp soruşturmalar ve davalar sonra devam etti. Davalar Yargıtayca onandı ve kesinleşti davanın düşmesi ile Gülen’in Amerika ya yerleşmesi arasında alaka Yok , sahte delillerden bahsediyorsunuz anayasa mahkemesi sahte delilden değil hak ihlalinden davayı bozdu hukuksuz bir şekilde kapatılmaya çalışılıyor. Yazacak çok şey var konuyu dağıtmayalım saygılar. mehmet kaya

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *