Home » Ankara » 15 Temmuz Darbesinde Donanmada Yaşanan Kaos: Darbeci ve Karşıtı Komutanlar

15 Temmuz Darbesinde Donanmada Yaşanan Kaos: Darbeci ve Karşıtı Komutanlar

Alim Kahraman

15 Temmuz Fırtınası’nda Sınıfta Kalan Kaptanlar

15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin yıl dönümünün yaklaştığı bugünlerde, Gölcük’teki Donanma Komutanlığı bağlısı birliklerde yaşananlara ilişkin iddianame yayınlandı. Bu iddianame, yoğun bir gündeme sahip ülkenin basın organlarında henüz dikkat çekmedi.

Washingtonhatti haber sitesi olarak o gece Marmara bölgesinde bulunan Donanma Komutanlığı bağlısı gemilerde yaşanan olayları, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yazanlar doğrultusunda açıklığa kavuşturmaya çalışacağız.

Bu konudaki ilk yazımız 15 Temmuz gecesi teşkil edilen emir-komuta yapısına ilişkin. Bu kapsamda ilk olarak emir-komutayı yeniden tesis etmesi gereken denizci komutanların o gece yaşadıklarına ve emir komutayı tesis etme çabalarına bakalım.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu :

Kocaeli Cumhuriyet başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Bostanoğlu’nun ifadesi yok. Ancak, kendisinin ifadesi daha önce basına yansımıştı. Kendisi o gün, öğleden sonra Deniz Lisesi mezuniyet törenine katılmış, akşam saatlerinde ise Bakırköy’deki Çınar Otel’de bir düğüne iştirak etmektedir. 22.30 sularında hareketlenmeyi öğrendikten sonra otelden ayrılır ve geceyi Florya’daki İspark’a ait otoparkta geçirerek olayları takip etmeye çalışır. Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele ve İstanbul’daki Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Şükrü Korlu ile görüşmeler yaptığını ifade eder.  Darbe yanlısı olmayan Korlu’nun kendisini birliğine davet etmesi teklifini Yeşilköy’den Kasımpaşa’ya intikal ederken darbecilerin eline geçme ihtimali nedeniyle kabul etmez. Ancak, bu esnada Yeşilköy iskelesinde SAT’lar tarafından kullanılan çok süratli bir atak bot ile yine bir SG botunun bulunduğunu kendisi ifade eder. Bu botla çok kısa bir sürede Kasımpaşa’ya intikal edebilecekken buna yapmaz.

Otopark’ta beklerken Milli Savunma Bakanı ile görüşür ve CNN Türk’e darbeye karşı oldukları konusunda beyanda bulunur. Daha sonra ise belli olmayan bir zamanda, Marmaris’te bulunan Albay Aykar Tekin ile görüşerek terörist saldırı ihbarı nedeniyle seyre çıkan toplam 24 geminin limanlarına dönmesi direktifi verdiğini söyler. Bu direktifin kaç gemiye ulaştırıldığı bilinmiyor. İfadede bu direktifin tam olarak ne zaman verildiği de belli değil, ancak Kalkan hücumbotunun gemi jurnali kayıtlarına göre bu zaman 0420’den öncedir. Otoparkta ve sokaklarda bulunduğu 9 saatlik periyotta kendi telefonu ile 80 dakika ve emir subayının telefonu ile toplam 77 dakika olmak üzere toplamda 2,5 saatlik telefon görüşmesi yaptığını ifade eder. Gemilerin liman üslerine dönmesine ilişkin yazılı emri ise ancak sabah 0930 gibi birliklere ulaşır.

Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele:

Öğleden sonra Deniz Lisesi mezuniyet törenine katılmış, akşam saatlerinde ise ertesi gün yapılacak oğlunun düğün merasiminin hazırlıkları maksadıyla Fenerbahçe Orduevi’nde bulunmaktadır. Köprülerin kapatıldığını öğrendikten sonra 1.Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile görüşür. Onun tavsiyesi üzerine orduevinden ayrılır.

Yavuz fırkateyninde bulunan Albay Levent Kerim UÇA’yı arar. Gemilerin hala Marmara’da olduğunu öğrenince,  İstanbul Yelken Kulübü’nden ayarlanan bir botla ile Yavuz gemisine geçer. Buraya ulaştıktan sonra Levent Albay ile birlikte komutan kamarasına varırlar. Buraya geçtikten birkaç dakika sonrasında, kamara önünde bir arbede yaşanır ve 2 el silah sesi duyulur. Koruma astsubayı gemi komutanı ve yanındaki personelinin içeriye girmesine izin vermez. Yapılan atışlar korkutma amaçlıdır ve herhangi bir yaralanmaya neden olmaz. Bunun üzerine Veysel amiral ve Levent Albay kapıyı kilitleyerek derdest edilmekten kurtulurlar. Her ikisinin de cep telefonları yanlarındadır. Donanma hareket merkezinden gemi komutanlarının telefon numaraları alırlar ve 0230’dan itibaren yapılan çeşitli görüşmelerle gemileri yönlendirmeye başlarlar, ancak gerek kendilerinin gerekse gemi komutanlarının ifadelerinden tüm gemileri aramadıkları anlaşılmaktadır. Tüm bu görüşmeler yapılırken, Yavuz gemisinin personeli tarafından içeriye girmeye yönelik herhangi bir girişimde bulunulmaz.

Donanma Komutanı Veysel amiral gemi komutanı ile dahili telefon ile birkaç kere konuşur. Gemi komutanı “Komutanım Ankara’dan mesaj geldi, sizden emir alamıyoruz, sizi burada misafir edeceğiz” der. Diğer bir görüşmesinde gemi komutanına “ben senin komutanınım ikinci defa ikaz ediyorum emir komuta sisteminin dışına çıktın, bana inanmıyorsun, televizyonu aç olanları izle” der ancak, “komutanım haklı olabilirsiniz ama ben emirleri Ankara’dan alıyorum” cevabını alır.

0630 sularında gemi komutanı kamaranın önüne gelir ve kapıyı çalarak “komutanım ben sizin emrinize tekrar girmeye hazırım” diye bağırması üzerine, cevaben yaptığın işin zaten yanlış olduğunu söyler ve Gölcük’e intikal etmesini emreder.

Harp Filosu Komutanı Tümamiral İskender Yıldırım:

Anormal gemi hareketliliğini, şahsi arabasıyla İstanbul’a giderken Donanma Kurmay Başkanı Tuğamiral Yalçın PAYAL’dan öğrenen İskender Amiral, Gölcük Deniz Üssü’ne döner. Önce, gemileri seyre kaldırtan Ayhan Bay ile tartıştıktan sonra Karargahına gider ve buradan devre arkadaşı olan üs komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren tarafından merkez komutanlığına götürülür. Bu esnada karşılıklı bağrış-çağırış olsa da, fiziki bir direnç olmaz. Hatta bu esnada, gelen sıkı yönetim direktifini okuması için kendisine müsaade edilir, kelepçe takılmaz.  

İskender amiral gibi arzusu dışında merkez komutanlığına davet edilen diğer kişi ise Yalçın amiraldir. Kendisi gemi hareketliliğini öğrendikten sonra karargaha gitmek yerine lojmanında kalmaya devam etmiş ve burada üs komutanı tarafından alınarak, üs komutanının makam aracıyla merkez komutanlığına götürülmüştür. İntikal esnasında, cep telefonu yanındadır ve Donanma Komutanı Veysel amiral ile bir görüşme yapar. Bu görüşmede Veysel amiral “Kendisi tarafından verilmeyen hiçbir emrin yapılmaması direktifini alır” ve bunu yanındaki üs komutanına iletir, ancak sonuç değişmez.

 

İskender ve Yalçın amiraller, bir eskort eşliğindeki cezaevi nakil aracı ile Maltepe askeri cezaevine doğru yola çıkartılır. Gebze civarında, polisler bu araçları durdurur ve amiraller serbest kalır. Önce Gebze Emniyet müdürlüğüne intikal ederler. Burada iken Veysel amiral ve donanma karargahı ile irtibata geçmeye başlarlar ve 0220’den itibaren Donanma harekat merkezi üzerinden gemileri yönlendirmeye başlarlar.  Gebze’den sonra polis araçlarının eşliğinde Gölcük’e intikal ederler. Ancak, hemen üsse girmek yerine, Gölcük İlçe Emniyet müdürlüğüne giderler ve Cumhuriyet Başsavcısı, Gölcük Kaymakamı, ilçe Jandarma Komutanı ve Kocaeli Valisi ile görüşmeler yaparlar. Üsse girişleri ise sabah 0900 civarında darbede rol alan kişilerin üsten kaçmasından sonra olur.  

Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanı Tuğamiral Özdem KOÇER:

Eğitim merkezi komutanı olan Özdem amiralin, normal şartlarda gemilerin emir komuta yapısında bir yeri bulunmamaktadır. Aslında o gece yaşanan emir-komuta kargaşasının en net örneklerinden birisi de kendisinin olaylara müdahil olmasıdır. Yalova önlerindeki gemileri gören vali, Özdem amirali arayarak bu gemilerle irtibat kurulup kurulamayacağını sormuştur. O ise donanma harekat merkezi yerine Yavuz’da olan Levent Albay ve Turgutreis gemisinin sahilde bırakılan gemi komutanı ile irtibat kurmayı tercih etmiştir. Daha sonra ise Göksu ve Fatih komutanları ile irtibata geçerek Deniz Kuvvetleri Komutanı ile yapılan görüşmeler sonrası verilen direktif gereği “Yaptığınız iş yasal değildir. Derhal limana geri dönünüz” çağrısı yapmış ve gemilerden alınan dönüşlerin kendisine rapor edilmesi emrini verir. Özdem amiral 16 temmuz sabahı kuvvet komutanı ile 3 kez görüşme yaptığını söylese de, bu husus kuvvet komutanının basına yansıyan ifadelerinde geçmiyor.

Fırtınalı Gecede Yaşanan Emir Komuta Kargaşası

15 Temmuz gecesi yaşananlar, deniz kuvvetleri tarafından oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından şu şekilde ifade edilmektedir: “Olayları başlatan kişilerin, yıllar boyu Silahlı Kuvvetler içinde bulunmalarından dolayı, Silahlı Kuvvetlerin işleyişini ve personelin olaylar karşısında vereceği tepkileri çok iyi bilmeleri ve bundan istifade ile sahip oldukları rütbe ve makamları kötüye kullanarak; Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ana muharip unsuru olan Donanma Komutanlığı bağlısı birliklerin her daim idame edilen yüksek hazırlık durumunu, son dönemde dünyada ve Türkiye’de meydana gelen büyük çaplı terörist saldırılar ve devam eden eylem ihbarlarına karşı idame edilen alarm durumunu ve bu kapsamda sıklıkla icra edilen sabotaja karşı koyma talimleri ile ulaşılmış olan eğitim seviyesini, birlik komutanlarının, özellikle gemi komutanlarının, yetiştirilişten gelen birlik/gemi bekasını sağlama reflekslerini, TSK’nde disiplinin temeli olan “mutlak itaat” ilkesini istismar ederek birlik/gemi hareketlerini başlattıkları anlaşılmıştır.

O gece yaklaşık 30 parça harp gemisi seyre çıkartıldı. Bu gemilerden 13 adedi Marmara Denizinde bulunuyordu. Bu gemilerden ikisi hariç diğerleri herhangi bir adli olaya karışmadı. Bunda, ilk reaksiyon olarak seyre çıkan gemi komutanlarının bir süre sonra aldıkları emirleri sorgulamaya başlaması, farklı makam ve harekat merkezleri ile gelen emirleri teyit etmeye çalışması önemli rol oynadı. Bununla birlikte farklı makamlardan gelen ve yukarıda genel hatları ile belirtilen emir-komuta yapısı nedeniyle, ciddi bir kargaşa yaşandığı anlaşılmaktadır.

O gece denizci komutanların, Marmara denizindeki gemiler üzerindeki emir komutayı yeniden tesis etme çabaları neticesinde oluşan fiili durum ve yaşanan kargaşayı aşağıdaki şekilden anlamak zannımızca daha kolay olacaktır.  

Şekilden anlaşıldığı gibi emir komuta yapısının en alt kademesinde yer alan gemilere çok sayıda makamdan birbirleri ile çelişen emirler gelmeye başlamış ve bu durum nedeniyle gemi komutanlarının farklı reaksiyonlar gösterdiği iddianameye yansımıştır. Bununla ilgili birkaç örnek verilebilir.

İlk olarak, İmbat hücumbotu komutanı donanma harekat merkezini arar ve vardiya subayına “ne oluyor net bir emir alamadık, ne yapıyoruz burada” diyerek yaşananlara tepki gösterir ve kendisinden ulaşabileceği başka makamların telefon numarasını ister.

İkinci örnekte, Göksu gemisinin komutanına Tuğamiral Özdem KOÇER tarafından çeşitli direktifler verilir. Bu görüşmeden hemen sonra ise 03:07’de, kendisini seyre kaldıran Albay Önder Öngör tarafından aranır, Donanma Komutanının Yavuz gemisinde olduğunu ve Kemalreis gemisini koruma maksadıyla görevlendirildiğini, diğer gemilerin neta sahalarda beklemesi emri alır.  Gemi komutanı çelişen bu emirler nedeniyle 04:05’te WHATSAPP üzerinden devre arkadaşı olan Deniz Kuvvetleri Komutanı emir subayı ile görüşür ve Deniz Kuvvetleri Komutanı veya yetkili bir Komutanın araması durumunda verilecek emirlere uyacağını belirtir. Ancak, bu mesajın kuvvet komutanına ulaşıp ulaşmadığı bilinmiyor. Aynı komutan net bir direktif alabilmek için ısrarla sıralı karargahları aramaya devam eder, ancak hiçbir Komutana ulaşamaz. 04:44’te cep telefonu ile darbe yanlısı Tuğamiral Ayhan Bay’a ulaşır ve görüşmeyi telefonun hoparlörünü açarak II. Komutan ile birlikte dinler. Ayhan Bay’ın bu görüşmede “seyre devam  edilmesi ve X-BAND uydu telefon sisteminin devreden çıkarılması ” emrini verir. Ancak, gemi komutanı X-BAND hattını kapatmayarak işletmeye devam eder.

Son örnekte, seyirdeki Bora hücumbotu komutanı 02:30 donanma harekat merkezinden limanlarınıza dönün emrini alır ve Gölcük’e intikale geçer. Bu emre o esnada Marmara’da bulunan gemilerin çoğu bu emre bilinmeyen nedenlerle riayet etmez. Bora hücumbotunun komutanı intikal esnasında, birkaç defa donanma harekat merkezini arayarak üssün durumunu öğrenir. Ancak, sabah 05:00 civarında aborda olmaya çalışırken darbecilerin ateş açılacağı tehdidi ile karşılaşır ve tekrar açık denize çıkar. Bu esnada, Marmaris’te bulunanlar Binbaşı Berke Uras arar ve Karamürsel önlerine demirlemesini söyler. Gemi komutanı, Gölcük’e aborda olmaya çalıştığını, ancak ateş açılacağını bildirildiği ve halkın mevcut tepkisi nedeniyle karaya yakın olmak istemediğini ifade eder. Aldığı cevap ise ilginçtir: Tamam da biz sana Gölcük’e git demedik ki.

O gece yaşananları en basit şekliyle örnekler vererek anlatmaya çalıştık. Görüldüğü gibi yaşanan süreç çok karmaşık. Bunda o gece yaşanan çoklu emir komuta yapısının etkisi var. Bu durumun sonuçlarını, verilen emirler arasındaki çelişkileri ve bu konu ile ilgili kafalarda oluşan sorulara müteakip yazılarda cevap aramaya devam edeceğiz.

Washingtohatti haber sitesi olarak, haberde geçen kişilerin cevap hakkı olduğunu ve o gece yaşananları daha da aydınlığa kavuşturacak bilgileri büyük bir memnuniyetle paylaşılacağımızı ifade etmek isteriz.

WHatti

 

 

 

Check Also

NATO Askeri Komite Başkanı Orgeneralden Rusya Ve Türkiye İle İlgili Dikkat Çekici Açıklamalar

29 Haziran 2017’de Brüksel’de düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısının hemen öncesinde, Askeri Komite Başkanı Orgeneral …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *