Home / İnsan Hakları / Basın Özgürlüğü / Katar: Erdoğan yandaşı medyanın en büyük sponsoru çıktı

Katar: Erdoğan yandaşı medyanın en büyük sponsoru çıktı

KATAR: ERDOĞAN’IN MEDYAYA SALDIRILARINDAKİ EN BÜYÜK SUÇ ORTAĞI

Digitürk 3,3 milyon müşterisiyle Türkiye’nin en büyük dijital yayın platformuydu ve 2015 Temmuz ayında Katar Kraliyet ailesine ait Bein Media Group tarafından satın alındı. Bu satın alma Türk medyasında yeterince yer bulmadı ama Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar sermayesini kullanarak tüm medyayı control altına alma sürecindeki kritik adımdı. Bu yüzden daha yakından incelemeyi gerektiren bir konu.

Digitürk 2000 yılında dönemin en önde gelen işadamlarından birisi olan Mehmet Emin Karamehmet tarafından kurulmuştu. Digitürk yayına başladığında, Forbes Karamehmet’i 8 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 42. kişisi ilan etmişti.

2001 ekonomik krizi Karamehmet imparatorluğunu derinden sarstı. Karamehmet önce bankaları Yapıkredi ve Pamukbank’I kaybetti. Daha sonra kendi bankalarından legal limitlerin ötesine geçen borçlanmaya gittiği anlaşılınca, devletle 2003 yılında borçlarını yeniden yapılandırmak için anlaşma imzaladı. Borcunun 2.1 milyar dolarlık kısmını telekomunikasyon, gemicilik ve medya gruplarını kurtarabilmek adına ödemeyi başarabildi. 2008 yılında batık bankalardan sorumlu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) uygun olmayan kredi kullanımı tespiti nedeniyle şirketlerine kayyum atadı. Ötesinde Karamehmet hükümete 398 milyon dolar borcunu ödeyeceğine dair protokol imzaladı.

TMSF Mayıs 2013 te Çukurova grubunun savunma, medya ve dijital yayıncılık konusundaki şirketlerine daha önce imzalanan protokol yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle tümden el koydu.

Şirketler AKP yandaşı işadamlarına aktarıldı

Karamehmet’e ait televizyon kanalları ve gazeteler AKP yandaşı işadamlarına teamüllere aykırı şekilde ihaleye davet yapılmadan satıldı.

Savunma sanayii konusunda faaliyet gösteren BMC AKP’ye en yakın işadamlarından birisi tarafından kelepir fiyata satın alındı.

Ancak Digitürk’ün kaderi ortaklık yapısı nedeniyle daha kritik bir durumdaydı. Türk Telekom’un sahibi Lübnanlı Hariri ailesi, Türk medya moğulları Aydın Doğan, Ferit Şahenk, ve Turgay Ciner de platform satın almak için ilgi gösterdiler. TMSF ilginç bir kararla platformun piyasa değeri olan 1.2-1.4 milyar dolara satış yapmadı. Dedikodulara göre Ankara 2014 genel ve yerel seçimlerden önce satış konusunu medya gücünü kullanabilmek amacıyla engellemişti.

Erdoğan’ın her iki seçimden de zaferle çıkması üzerine, Digitürk 2015 yılında Katar emiri Tamım Bin Hamad El Thanı resmi ziyareti esnasında Bein Media grubuna satıldı. 2013 yılından itibaren muhalif medya grupları birer bahaneyle platformdan TMSF bürokratları tarafından zaten çıkarılıyordu. Bu nedenle halktan çok tepki gelmiş ve platformun market değeri önemli ölçüde düşmüştü. Katar sermayesinin platform satın almasıyla halk tepkisi de Arap sermayesine yönlendirilmiş oldu.

Katar: Erdoğan yandaşı medyanın en büyük sponsoru

Katar Erdoğan’ın medya operasyonlarında hep önemli bir rol üstlendi. 2008 de Erdoğan’ın damadının çalıştığı Çalık holding Türkiye’nin ikinci büyük medya grubu Sabah-ATV yi TMSF’den satın alırken 750 milyon dolarlık fonu Türk devlet bankalarından, 250 milyon dolarlık kalan kısmını ise Katar bağlantılı fonlardan sağladı.  Katarlılar bu satın alım karşısında %25’lik hisseye sahip oldular gibi gözükse de, bu satın alımdan doğrudan bir kazançları yoktu. Aslında Erdoğan’ın medya imparatorluğunu kurması açısından bir bakıma bağış yapmışlardı. Kendi sahip oldukları Al Jazeera markasıyla da sürekli Erdoğan ve Davutoğlu’nun politikalarını Balkanlarda, Ortadoğuda ve Orta Asya’da pazarladılar.  Daha sonra Katarlılar 2011’de Cine 5 i TMSF’DEN satın aldılar ve Al Jazeera Türk olarak yayına başladılar.

Katarlıların medya alımlarını kolaylaştırmak için kanunlarda değişiklik bile yapıldı. Davutoğlu’nun biyografi yazarı Gürkan Zengin Al Jazeera Türk’ün başına getirdiler. Kanalın merkezi olarak da Davutoğlu bağlantılı İstanbul Şehir Üniversitesi kampüsü seçildi. Yine Davutoğlu bağlantılı düşünce kuruluşu SETA yöneticileri kanalın yönetimine atandılar. Kanalın yöneticilerinden birisi daha sonradan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kritik birimlerinden birine atandı.

Al Jazeera Türk web portal Ocak 2014’te hizmete başladı. AKP iktidarına sert eleştiri getirdiği pek görülmedi.

Son 7 yılda, Türk medyası mahkeme kararları, tutuklamalar, sorgulamalar, kanal kapatmalar, dijital platformdan muhalifleri çıkarmalar devam ederken Katarlılar tüm bu süreçte Erdoğan’ın faaliyetlerine yardım eden ve kolaylaştıran bir tavır alıyordu.

Yazı, orjinal İngilizce versiyonundan çevrilmiştir.

Tahir İpek

 

 

Check Also

Etyen Mahçupyan: Yayın organlarının esas işi tetikçilik oldu

WHatti Ahmet Davutoğlu’nun eski başdanışmanlarından Etyen Mahçupyan, Karar gazetesinde yer alan köşesinde, AKP hükümetinin “bir …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *