Home / Ankara / Flynn, Nedim Şener, WSJ, Odatv..

Flynn, Nedim Şener, WSJ, Odatv..

Ilhan Tanir, Washington DC

Dünyanın en itibarlı üç, beş gazetesinden biri the Wall Street Journal. ABD’deki en itibarlı muhafazakar gazetesi. Bir anket yapılsa, muhafazakar ve dindar Amerikalıların WSJ’ye ve İncil’e aynı oranda inandıkları ortaya çıkar diye tahmin edilebilir.

Geçen hafta bir haber yaptı Dion Nissembaum. İstanbul’da tutuklanarak sınırdışı edilen, Türkiye’de iken çok iyi haberler yapmış, dünya kalitesinde bir isim. Yaptığı önemli bir haberdi. Daha önce ortaya çıkmamış Flynn’in üzerinde çalıştığı bir videonun ilk kez kesitlerine ulaşmıştı ve daha önce başka bir yerde yayınlanmayan bir haberin detayını veriyordu. Dolasıyla bu ABD kanallarında da haber oldu. Neden mi? Çünkü Mike Flynn denen ve 2017 yılının başında ABD’nin ve dünyanın en güçlü birkaç yetkilisinden biri iken skandallarla istifa etmek zorunda kalan emekli generalin yaptıklarından dolayı.

Flynn şimdi Rus ajanı olup, olmadığı hakkında en az üç soruşturma altında. Hayatının her detayına bakılıyor. Onunla birlikte şimdilerde Trump’ın damadı Jared Kushner de mercek altına alındı. Bu konumuz değil ama Flynn’in hayatının özellikle son 2 yılının her adımı araştırma altında olmasının nedeni bu. İşte bundan dolayı Flynn’in Türk işadamı Ekim Alptekin için yaptığı o video da dikkatleri çekti. ABD’nin en önde gelen kanallarından CBS’de ve tabi ki WSJ’de genişlemesine yer aldı. Yoksa, Amerikan medyasının FETÖ, Gülen veya Nedim Şener umrunda değil.

İşte bu videoda daha önce hiç bilinmeyen bir nokta daha ortaya çıkmıştı. Türkiye’de Gülenciler veya bazılarının deyimi ile ‘FETÖ’ ile mücadeleyi hayatının gayesi yapmış, bu yolda Gülenciler tarafından geçmişte hapse de atılmış Nedim Şener’in de bu videoda yer aldığını gördük. Bu hemen dikkat çekti çünkü Mike Flynn’in ortağı Bijan Kian ile Nedim Şener, İ.Hakkı Pekin ve Ahmet Zeki Üçok’un ne bağı olabilirdi?

İlk açıklamasında Şener bu kişileri CNN ve VICE’in gazetecileri sanıp, bir belgesele konuştuğunu sandığını söyledi. WSJ’nin sorduğu soru ve cevapları da odatv yoluyla yayınlattı. Odatv kendisine verilen soru-cevaplarda ‘tamam ama Nedim bey, buradaki bazı sorulara cevap vermemişsiniz’ diye soracağına, copy, paste yaptı. O ilk haberlerde ‘sizi bu belgeselcilerle kim tanıştırdı’ sorusunu atlayan bir Nedim Şener vardı çünkü. Şener neden beni tanıştıran Turkish Heritage Organization demiyordu ben de anlamadım.

Perşembe günü Turkish Heritage Organization’ın bir Türkçe açıklaması yine Odatv’de yayınlandı. Washington’da Saray’a en yakın olan ama son zamanlarda az da olsa eski yönetimin ‘Saraycı’ etiketinden kurtulmaya çalışan bu kurumun medya ilişkilerinden sorumlu Adam Sharon’dan ben de açıklamayı istememe rağmen cevabı gelmedi. Turkish Heritage Organization’ın açıklaması kendi sayfalarında da yok. (Odatv bu açıklamaya nasıl ulaştığını da yazmamış. Odatv’nin Washington’daki Turkish Heritage Organization ile bir bağı mı var?)

Bu açıklamada önemli olan tek bir konu var. Zaten sorulan soru şu: THO’nun daveti ile ABD’de olan Şener ve Pekin (Zeki Üçok mülakat talebini ret mi etti? O da beraberken bu videoda görülmüyor) Flynn ve lobici arkadaşı Bijan Kian ile nasıl irtibat kurdu? Bu yapılan açıklamaya göre ‘Vice ve CNN’de çalışmış kişi ve temsilcilerinin, THO’nun Washington, DC ofisi aranarak, randevu talebi ofisimize ulaşmış ve bu talep, konuklarımızın izni ve bilgisi dahilinde -hiçbir karşılık beklemeden ABD medyasını bilgilendirme amacı ile kabul edilmiştir.’

VICE ve CNN’de eskiden çalışmış bu gazetecilerin hiçbir şekil ve surette Şener, Peker ve Üçok’un Washington’da olduğunu bilmesine imkan olmadığı açık. Zaten ondan dolayı muhtemelen bir avukatın müdahalesi ile ‘temsilcilerinin’ eki de konmuş. Temsilcileri dediği de Flynn Intel Group. Başka kim olabilir? Peki, yine aynı soru, Flynn Intel Group bu üçlünün şehirde olduğu haberini nereden aldı? Soru halen cevapsız. THO’ya soruyu göndermeme rağmen cevap gelmedi. Anlaşılan o ki THO sadece Odatv ile irtibatta.

Nedim Şener karşısındakilerin CNN ve VICE gazetecileri olduğunu söyleyerek ‘FETÖ’ ile mücadelesi isteğini bilenler tarafından belki de suistimal edilmesine karşı kızması, onları ifşa etmesi gerekirken WSJ’ye ‘FETÖ’cü’ demeye çalışıyor şunu yazarak köşesinde:

”Tam da beklediğim gibi verdiğim cevapları yayınlamadı (WSJ). Odatv o cevapları da yayınlandı. Böylece FETÖ’nün bir itibarsızlaştırma kampanyası da boşa çıktı. Bu konu yargıya taşınır mı bilmem. Ama benim ABD’lilere ve FETÖ’cülere teklifim hazır; Alın beni verin Gülen’i.”

Şimdi mantık şu: WSJ ve FETO birlikte çalışıyor ve itibarsızlaştırma kampanyası yapıyorlar. Bunu tam olarak Şener zaten tahmin etmişti. WSJ, Şener’in cevaplarını yayınlamayarak ama odatv yayınlayarak bu kampanya boşa çıktı.! ABDliler ve FETÖcüler birlikte çalıştığı için onlara sesleniyorum: Alin beni, verin FETÖyü!

”Atam, sen kalk ben yatam!”

Gözümüzün önünde olan bir konuyu böyle anlatılınca, bilmediğimiz konularda da Şener’in dediğine güven o kadar azalıyor. Buna güven sarsılması deniyor.

Şener, kendisinin FETÖcüler tarafından linç edildiğini söylüyor. (Cemaate yakın kimselerin sosyal medyada üstüne gittiği ve WHatti yazılarını alıntı yaptıkları doğru). Kendisine ABDli gazete ile FETÖ’nün bir komplo kurduğu imasını yapıyor. Ve kendisinin nasıl bu hatayı yaptığını soranlara veya kendisini kandıranlardan hesap sorup, sormadığı sorularına FETÖ’cü olarak etiketlemeye çalışıyor.

Bu ciddiyetsiz laflarla, kendisinin FETÖ dediği, benim yargı-polis-bürokrasi içinde mafyalaşmış Gülenciler dediğim kişilerin yaptıkları hakkında yazdıklarını da zayıflatıyor. Gülünç hale getiriyor.

Aynen AKP’li yetkili ve gazeteciler gibi.

Herşeyi FETÖ’ye bağlayan, son 30 yıldaki her yanlışı FETÖ’ye bağlayan, kendi hatalarını kapatma için FETÖ de FETÖ deyip, konuyu sulandıran AKP yetkilileri gibi Şener de kendi hatasına karşılık ABD ve FETÖ’nün birleşip kendisine karakter suikasti yaptığını iddia ediyor

Şener, Şık, Hanefi Avcı, Ergenekon ve Odatv ile hikayem

Ben Nedim Şener ve Odatv hakkında yazdığım zaman çok rahatım çünkü onlar hapse atıldığında Washington’da bir gazeteci olarak haklarında en çok soru soran gazeteci oldum. İddia ediyorum (meraklı olanlar gidip o yılların ABD Dışişleri Bakanlığı günlük basın toplantıları arşivlerine bakıp, Türkiye sorularının videolarını inceleyebilir ve ABDli yetkililere sorulan soruların kimlerden geldiğini görebilir) Odatv’ci gazeteciler, Şener, Şık, Ergenekoncular ve Hanefi Avcı gibi haksız yere hapsedilmiş kimseler hakkında o dönemde Amerikalı yetkililere eğer 60 on the record soru sorulmuşsa, yarısından fazlasını tek başına sorduğuma eminim. Muhtemelen dörtte üçünü. Ondan dolayı belki de zamanın AKP yazarları, devlet ajansları muhabirleri ABD’nin dört bir yanındaki Cemaat etkinliklerine götürülür, belki bazıları bizzat Gülen ile tanıştırılırken ben Vatan Gazetesinin Washington muhabiri olmama rağmen görmezlikten gelinir, üvey evlet muamalesi görürdüm. 2012 yılı sonuna kadar Washington civarındaki Cemaat etkinliklerine kendi imkanlarımla gittiğimde de genelde benden kaçılır, bana ‘cüzzamlı’ muamelesi yaparlardı. Ben bir gazeteci olarak Türkiye’de Gülenciler tarafından hapse atılmış kimseler hakkında Washington’dan yapabileceğim ne ise onu yaptım. Başkası olsa yine aynı aynı şeyi yapacaktım.

Şimdi de Washington’da ilgi alanına WSJ’nin haberiyle girmiş bir konu var. Buna karşı ‘FETÖ benle uğraşıyor’ tarzı aciz savunma güdüleri yerine, hatayı kabul edip, o mülakatın lobiciler için olduğunu bilmiyordum deyip, hesap sorulacağına, sloganvari ‘Atam kalk ben yatam’ tarzı laflar üretiliyor.

Bu kişiler, Nedim Şener gibi, hata yaptıklarında bunu kabul edip, kendilerini lobicilerin yarım milyon dolar alacakları bir videonun içinde figüran yaptıranlara hesap soracaklarına WSJ’ye FETÖ’cü demeye çalışıyorlar. Ve tabi ki komik oluyorlar.

 

Check Also

Anar’dan Erdoğan’a kötü haber: ‘Başkanları değiştirmek kazandırmayacak’

WHatti Anar Genel Müdürü İbrahim Uslu, iktidarın başkanlık referandumda büyükşehirlerde yaşadığı kaybı, belediye başkanlarını değiştirerek …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *