Home » İnsan Hakları » Demokrasi değerleri » Türkiye’deki seçimin üzerinde gayrimeşruluğun kara bulutları dolaşıyor

Türkiye’deki seçimin üzerinde gayrimeşruluğun kara bulutları dolaşıyor

Washington’ın önde gelen düşünce kuruluşlarından Bipartisan Policy Center’de Türkiye uzmanları Alan Makovsky ve Nicholas Danforth bir yazı yayınlarak, Türkiye’de hafta sonu yapılan referendumun meşruiyeti hakkında ciddi soru işaretlerinin dolaştığını ve bu sonuçların Türkiye’nin bölünmesini artırıcı, AB ve ABD ile ilişkileri kötüleştirici bir rol oynayacağı beklentilerini dile getirdiler. Yazının tümü:

Türkiye’deki seçimin üzerinde gayrimeşruluğun kara bulutları dolaşıyor

Cumhurbaşkanlığının gücünü önemli ölçüde artıracak ve Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresini 2034 yılına kadar uzatabilecek 18 maddelik anayasa değişikliğini içeren referandum oylaması üzerinde karanlık bir gayrımeşruiyet bulutu dolaşıyor. Sonuç, muhtemelen Erdoğan’ın paranoyasını artıracak, Türkiye’deki bölünmeleri derinleştirecek ve referandum sonuçlarını Türkiye için otoriterliğe giden yolda dev bir adım olarak görecek AB ve muhtemelen ABD ile olan ilişkileri kötüleştirecek uzun bir gerginlik dönemi yaşanmasına neden olacak.

51-49 oy oranının tersine çevrilmesi ihtimali düşük görünüyor. Muhalefetinin referandum sonuçlarına ilişkin itirazda bulunacağı Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Erdoğan taraftarlarının hâkimiyeti altında ve içtihatlara göre Anayasa Mahkemesi YSK’nın kararlarını değiştiremez. YSK’nin, mühürsüz zarflardaki oy pusulalarının geçerli sayılmasına ilişkin kararı ve çeşitli diğer ihlalleri göz ardı eden kararları CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaklaşık 2,5 milyon oy pusulasına itiraz etmesine yol açtı.

Referandum kampanyasının OHAL altında gerçekleştiği ve “hayır” yanlısı seçmenlerin görüşlerini duyurma imkânını bastırdığı ve Türkiye’nin güneydoğusundaki yaklaşık yarım milyon yerinden edilmiş Kürtlerin oy sandığına erişiminin büyük ölçüde engellendiği gerçeği ile birlikte, muhtemelen 1950’de rekabetçi seçime geçmesinden bu yana ilk kez Türkiye’de, kaybedenler, seçim sonuçlarında sahtecilik yapıldığını savunacak haklı iddialar ortaya koyabilir. “Hayır” oyu kullananların pek azı Erdoğan’ın zaferini meşru görebilir. Toplumun, muhtemelen şiddet içeren çekilde, sonuçlara karşı tepki göstermesi olasıdır.

Pazartesi sabahı itibarıyla sonuçların resmi olarak onaylanmadığı Anadolu Ajansı (AA) tarafından bildirildi. Ancak Erdoğan, bu haberleri temel alarak zaferini ilan etti ve YSK tarafından onaylanan nihai oy toplamının AA tarafından bildirilen oy toplamından çok farklı 0lacağı konusunda pek az kişi şüphe duyuyor.

Erdoğan, istediği gibi makamını büyük ölçüde güçlendirmeyi başardı.

AA tarafından bildirildiğine göre oylama, Türk seçmenlerden % 60’lık bir “evet” oy oranı isteyen ve fakat diğer taraftan her oyun “yeniden canlanmanın temel taşı” olacağını iddia eden Erdoğan için manevi bir yenilgi olarak görülebilir. “Hayır” tercihi Türkiye’nin hemen hemen tüm büyük şehirlerinde başarı gösterdi ve AKP ilk kez 2002’de yapılan seçimle girdiği siyasi hayatında İstanbul ve Ankara’da yenilgiye uğradı.

Önceki üç parlamento seçimlerinden ikisinde yüzde 49’u aşan AKP, sert milliyetçi MHP ile olan ittifakı sayesinde daha yukarıya çıkmanın hesabını yapıyordu. Bu ittifak, yüzde 60 oyla mecliste referandumu mümkün kıldı. AA raporları doğru kabul edilirse gerçekten de bu ittifak sonucu ortaya çıkan “evet” oranı (yüzde 51,3) Kasım 2015’teki son parlamento seçimlerinde AKP ve MHP’nin toplam oylarının çok altına düştü. O dönemde AKP yüzde 49,5, MHP yüzde 11,9, toplamda yüzde 61,4 oy alarak Pazar günü yapılan referandumda aldıkları “evet” oyundan neredeyse on puan daha fazla toplamışlardı.

İronik bir şekilde, MHP ile ittifakına rağmen Erdoğan, ağırlıklı olarak Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı güneydoğu bölgesindeki oyları almış görünüyor, ancak bunun kesin nedenlerini anlamak için henüz çok erken. Bazı muhafazakâr Kürtler, PKK’nın tutumu ya da Erdoğan’ın PKK ile müzakereleri yeniden canlandırabileceği umudundan ötürü referandumda destek vermiş olabilirler. Aynı zamanda, yüz binlerce kişinin bir yıldan fazla süren savaş sonrasında yerlerinden edildiği bir bölgede ve OHAL nedeniyle çok az medya kuruluşunun seçimleri gözlemleyebildiği bir yerde, seçmenlerin korkutulması/sindirilmesi Erdoğan’ın Kürtler tarafından desteklenmiş olmasında önemli bir faktör olarak görülebilir.

Erdoğan, uzun süredir arzuladığı gibi Türkiye Anayasası’nın kabaca üçte birini değiştirerek makamını büyük ölçüde güçlendirmeyi başardı. Değişiklik sayesinde Erdoğan yargı üzerindeki nüfuzunu önemli ölçüde artıracak, parlamento gözetiminde olmadan Türkiye’nin idari birimlerini ve personelini tamamen kontrol altına alacak ve hayatın birçok alanında kanun hükmünde kararname yayınlama hakkını elde edecek.

YSK’nın resmi sonuçları açıklamasından sonra yapılacak ilk büyük değişiklik, Erdoğan’ın bir kez daha resmi olarak AKP’nin başına geçme yeterliliğine sahip olmasıdır. Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı olduktan sonra oldukça gayri resmi işlemler yapmıştı. Bu gelişmeden önce, Türk cumhurbaşkanları göreve başladıklarında anayasal olarak partileri ile tüm bağlarını koparmaları gerekmekte idi; şimdi bu kural değişecek.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, başkanlığın etkisini ileri derecede yansıtacak şekilde 40 gün içinde yeniden yapılandırılacak ve ilk 60 günde Parlamento, anayasa değişiklikleri için birçok uygulama mevzuatı hazırlayacak. Belki de en yakın zamanda görülebilecek değişiklik -başbakanlığın ortadan kalkacak ve bir veya birden fazla başkan yardımcısı atanacak olması- ancak 3 Kasım 2019’da yapılması planlanan lakin Parlamento’daki AKP çoğunluğunun daha erken yapılmasına da karar verebileceği bir sonraki seçimden sonra gerçekleşecek. Bu seçim ve sonraki seçimlerde, -Türkiye’nin kavuşacağı benzersiz sistemin en göze çarpan özelliklerinden biri olacak şekilde-  Cumhurbaşkanı ve Parlamento aynı gün ve daima aynı gün ayrı oy pusulaları ile seçilecek.

Zaferin yüreklendirdiği ancak bu kadar yakın ve tartışmalı bir sonuçtan sonra hala paranoyak olan Erdoğan, sert yönetimini iki katına çıkaracak gibi görünüyor.

Erdoğan’ın, yerli rakipleriyle uzlaşmanın imkânsız olduğu fikrine inandırılarak siyasi mücadeleyi engelleme ve milliyetçilik kartını oynama alışkanlığı artacak. Öyle ki Erdoğan, Türkiye’nin on yıllardır süren AB üyeliği arayışlarını büyük ihtimalle sonlandıracak ölüm cezasını yeniden uygulamak konusundaki ilgisini şimdiden belirtti. Erdoğan, mülteci kartından ötürü belirleyici olabileceğini düşündüğü bir ilişkide, Avrupa’dan gelecek baskı unsurunu ortadan kaldırarak, bu sonuç için neredeyse hevesliymiş gibi görünüyor

Türkiye’nin Washington ile olan gelecekteki ilişkisi daha az öngörülebilir. Trump yönetiminin Türkiye’nin demokrasiden daha fazla uzaklaşmasından rahatsız olup olmayacağı belli değil. Referanduma ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan alınan ilk eleştiriler pek açık olmasa da Trump yönetiminin, Türkiye ile ilişkisi küçük bir değişim gösterebilir. Şimdilik Birleşik Devletler, Türkiye’nin karar alma sürecinde yalnızca tek bir kişinin olması fikrine alışmış görünüyor. Üstelik Türkiye, Trump yönetiminin başlangıcından bu yana diktatörlüğe yakın biçimde OHAL yasaları ile yönetiliyor. OHAL’in yakında sona ereceğine dair herhangi bir işaret yok ve yönetim bundan şikâyetçi değil. Pazar günkü referandumda kabul edilen sistem kesinlikle OHAL yönetiminden daha demokratik değil.

Kendisi açısından Erdoğan, ABD ile IŞID karşıtı koalisyonun İncirlik hava üssüne girmesini engellemek suretiyle Washington’la olan ilişkisini kolayca tehlikeye atamaz. Erdoğan, ABD’nin Suriye’deki Kürtlere desteğinden ötürü mutsuz olsa da, ABD ile topyekûn bir kopuş, ABD’nin Kuzey Suriye’deki Kürtlerle işbirliğini azaltma noktasında Erdoğan’ın baskısını zayıflatabileceği gibi O’nu insan haklarına ilişkin sürekli eleştirilere açık hale getirebilir.

Pazar günkü referandumun ardından Türkiye’nin, pek çok “evet” seçmeninin umduğu istikrarı yakalama ya da normale dönme olasılığı düşük. Ülke bölünmüş olarak kalacak ve dünyanın geri kalanı ile bağları gerildi. Türkiye’deki insanlar ve Türkiye’nin yabancı ortakları şimdi gelecekte olacaklar için kendilerini hazırlıyor.

Çeviren: Veysel Karacabeyli

Check Also

NYT: Türkiye ile silah anlaşması ‘Türk korumaların dayağı’ nedeniyle tehlikede

New York Times gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında Türk büyükelçiliği binası çevresinde, …