Home / Ankara / Türkiye Uzmanı Eissenstat: Seçim ‘adil ve özgür’ olmaktan başka herşeye benziyor

Türkiye Uzmanı Eissenstat: Seçim ‘adil ve özgür’ olmaktan başka herşeye benziyor

St. Lawrence University’de Tarih hocalığı yapan Howard Eissenstat, Washington’daki the Hill gazetesine yazdığı yazıda Türkiye’de pazar günü yapılacak referandumun şartlarının çok adaletsiz olduğunu uzun uzadıya anlattı. Yazısının vurucu kısımlarının çevirisi aşağıda.

Türkiye, Erdoğan’ın Baskıcı Gücünü Referandumla Sağlamlaştırmasına İzin Vermemeli!

16 Nisan’da Türkiye, gelecek on yıllarını oylayacak. Çıkacak ‘Evet’ sonucu, ülkenin karizmatik ve kavgacı lideri Erdoğan’a benzeri görülmemiş yeni güçler verecek. Ancak kampanya hiç de adil ve özgür bir ortamda yürütülmüyor. Geçen Temmuz ayındaki darbe başarılı olsa idi ülke neredeyse kesin bir iç savaşa girecekti. Sosyal medya aracılığıyla destekçilerini sokağa çıkmaya çağırdı, insanlar tanklarla karşı karşıya geldi. Sabaha karşı bastırılan darbe ile, Erdoğan’ın kişisel duruşu zirve yapmıştı. Darbe bahanesiyle potansiyel muhaliflerden 100 bin kişi gözaltına alındı, 125 binden fazla kamu görevlisi, hiçbir ödeme yapılmadan ihraç edildi, 100’den fazla gazeteci tutuklandı, 160 medya organı ve 1000’den fazla sivil toplum kuruluşu kapatıldı, işkence yaygınlaşmaya başladı.

Bu arada Erdoğan, kontrol ve denge mekanizmasının olmadığı bir başkanlık sistemini getirecek olan anayasal değişiklik ve referandum çalışmalarını da hızlandırdı. Erdoğan böylece 2029’a kadar görevde kalmayı düşünüyor. Bazı analistlere göre ise mevcut anayasada, Erdoğan’ın 2034’e kadar egemenliğini sürdürebileceği  açıklar bulunuyor.

Türk hükümeti referandumu ‘Bir demokrasi zaferi’ olarak çerçevelemiş durumda. Ama öyle değil. Türkiye’deki mevcut anayasal düzenin, reforma ihtiyaç duyacak kadar kötü olduğu bir gerçek. Bu anayasada bireysel özgürlüklerin, azınlıkların ve yargı bağımsızlığının tam korunamaması ve hükümet suistimallerinin denetlenememesine yol açıyor. Fakat referandum bu sorunlardan hiçbirisini çözmeyecek ve bazılarını daha da şiddetlendirecek.

Kazanmak için Erdoğan, partisinin desteğini muhafaza etmeli ve daha da genişletmeli. Fakat uzun süredir AKP destekçileri bile gücünü artırması konusunda oldukça endişeli. Bazı eski AKP’li isimler, eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu gibi, kampanya hakkında büyük bir sessizlik içindeler. Kazanmak için Erdoğan’ın, önceki seçimlerdeki geleneksel AKP seçmeninden kaynaklanan açıkları kapatmak için MHP ve HDP’li seçmenlerin de oylarına ihtiyacı var. İmkansız değil fakat kesinlikle dik bir yokuş!

Fakat şimdiye kampanya adil yarıştan başka herşeye benziyor. Hükümetin ve cumhurbaşkanının tüm imkanları referandum için kullanıldı. Medya özellikle de hükümet emireri haline getirilmiş televizyonlar, referandum için duraksamadan destek veriyor.

Bununla birlikte, hükümetin müdahalesi daha da ileri gidiyor. Kampanya üzerinde bir korku örtüsü serilmiş gibi. Muhalif kampanyalar ve ‘Hayır’ toplantıları sürekli saldırıya uğruyor. AKP’li belediyelerde ‘Evet’ posterleri her yerde. ‘Hayır’ posterleri ise sürekli yırtılıyor. AKP’li yöneticiler ve Yüksek Seçim Kurulu(YSK), sürekli ‘Hayır’ toplantılarını yasaklıyor. Özellikle HDP’nin kampanya çabaları hedef haline getirilmiş durumda. Pek çok önemli politikacısı hapiste. Kampanya şarkıları da yasaklandı. Hem sivil toplum örgütleri hem de muhalif basın kuvvetli şekilde sindirildi. Önceki seçimlerden daha üyük bir hile riski var.

Pazar günü Türkiye, kaderini oylayacak. Bir ‘Evet’ zaferi, Türkiye’nin kuşatılmış demokrasisi için öldürücü bir darbe olacaktır. Fakat referandum kampanyası zaten demokratik geleneğin nasıl zarar gördüğünü gösteriyor. Oylama adil ve özgürden başka her şeye benzeyecek.

Çeviren: Ebru Aksay

Check Also

‘Gökçek’in düşüşü Erdoğan’ın endişelendiğinin kanıtı’

WHatti The Economist, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın popülaritesi düşerken yetkililerin görevine son verdiğini, bunun da siyasi …