Home / EIY / Bir Türk Dışişleri Bakanı Washington’dan Geçti.. Lobici mi Atlantic Council Uzmanı mı? Kulisler

Bir Türk Dışişleri Bakanı Washington’dan Geçti.. Lobici mi Atlantic Council Uzmanı mı? Kulisler

İlhan Tanır, Washington, DC

Türkiye’nin Dışişleri Bakanlarının Washington’a gelmesi geçmiş yıllarda şehir için bir fırsat olarak görülürdü. Ali Babacan veya Ahmet Davutoğlu’nun ziyaretleri en üst düzeydeki toplantılar, konferanslar veya davetlerle hatırlanırdı. Uzun bir süre Dışişleri Bakanlığı yapan Ahmet Davutoğlu’nun ziyaretinde Washington’ın en ileri gelen itibarlı düşünce kuruluşları kapılarını açar, Davutoğlu da uzun uzun Türkiye’nin dış siyasetini bir ‘hoca’ gibi anlatırdı. O yıllarda Türkiye’nin iktidarındaki AKP halen yenilikçi, tabu kıran bir hükümet olarak görülür, Arap Baharı’nın henüz başlamadığı veya başladıktan sonraki ilk ve ikinci yıllarında Ankara bölge için istikrar dağıtan, demokrasisini geliştiren, Kürt ve Alevi konularında tabu yıkan bir başkent olarak tanımlanırdı.

Davutoğlu genelde “uzun” süren o konuşmalarından veya “derslerinden” sonra, çok fazla zaman kalmasa da birçok soruyu ‘dinleyecilerinden’ pek bir sınırlama olmadan alırdı.

Aynı şey Başbakan Erdoğan için de geçerli idi.. Ta ki geçtiğimiz yıla kadar..

Brookings Skandalı Unutulmuş Değil

Geçtiğimiz yıl Mart ayının sonunda, yani neredeyse tam bir yıl önce Washington’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brookings’deki konuşmasında, konuşmayı yöneten ABD Emekli Büyükelçisi Martin Indyk gazetecilerden soru almayacağını ilan ederek Brookings’de büyük bir skandala imza atmıştı. Erdoğan’ı Brookings önünde ‘siyah şemsiyeleri’ ile koruyan korumaları gibi içeride bir şemsiye olup, ‘sorulara’ karşı korumuştu

Doğan Grubu Hayrını Gördü mü?

Gelen sorular ‘çanak’ cinsinden olmuştu. Indyk’in kendisi de onca yıllık kariyerine bakmaksızın, daha sonra öğrenildiği gibi Doğan Grubunun kadın patronun ricasıyla Erdoğan’ın Brookings’deki toplantısını mümkün olan en ‘yumuşaklıkta’ geçmesi için uğraşı vermişti. Doğan Grubu Brookings’e o ricayı yaparken ne beklemişti ve o ricadan ne kazanmıştı ben bilmiyorum. Brookings’in kendisini bir propaganda aleti olarak kullandırması tepkilere neden olmuştu. 

Çavuşoğlu Washington’da

Bu yıl şehre Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanlığında organize edilen anti-IŞİD Koalisyon toplantıları için geldi. Kamuoyuna açık tek toplantıyı Washington’daki National Press Club’da (Ulusal Basın Kulübü) yaptı. Organize ise Ankara’daki Saray’a yakınlığı ile bilinen Washington’daki Turkish Heritage Foundation (THO) tarafından yapıldı. THO’un önceki başkanı Halil Danışmaz, geçtiğimiz yıl Red hack tarafından ‘çalınan’ emaillerde ortaya çıkan ABD içindeki sürdürdüğü faaliyetler nedeniyle istifa etmiş, yerine Ali Çınar getirilmişti. O vesile ile THO’nun işlevi ile ilgili de pek çok şey ortaya çıkmıştı. 

Washington’da eskiden şehrin önde gelen düşünce kuruluşları yerine görüldüğü kadarıyla Türk Dışişleri bakanını ağırlamak başkentte kurulan bir Türk kurumuna bırakılmıştı.

Toplantının davetleri başkentteki ’eleştirel’ gazetecilere gitmedi

Yine eskiden adet olan bakanların basın toplantısı bu kez da yapılmadı. Yapıldı ise ‘eleştirel’ gazeteciler bu toplantıya davet edilmedi.

Kendi kendini ağırlayan, kendi kendine eğlenen bir Dışişleri Bakanlığı organizasyonu yapıldı. 

Gelişinden kimse haberdar olmadı. Zaten Çavuşoğlu’nun misyonu adeta birşey ‘söylememek’ üzere kurulu gibi.

Lobici Moderatör:

Toplantının moderatörlüğünü ise geçmişte lobici bağları ile tanınan, Türkiye’nin Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı projesinde danışman olarak çalışmış ama asıl lobicilik bağları Azerbaycan’ın enerji projeleri ile ilgili olan Brenda Shaffer yaptı.

Shaffer Çavuşoğlu’nun konuşması sonrası sorduğu iki soruda amiyane tabir ile ‘çanak’ sorusu olmuş. Birisi ‘bu Avrupa ne yapmak istiyor’ tarzında, Türkiye ile AB arasındaki tansiyonda Avrupa’ya yüklenerek geçirmiş. İkinci sorusunda ise Shaffer, Çavuşoğlu’nun çocukluğuna inmiş, ABD’de eğitim gördüğünü birçok Türkün ABD’de eğitim gördüğünden yola çıkarak, ‘aman, bu anti-Amerikancılık aslında özde yok, değil mi’ tarzı bir soruyu paslamış. Yüz kızartıcı.

Bir de yüzlerce insanın önünde yapılan toplantıda sorular ve cevaplar ‘off-the-record’ olacak diye kayıt düşülmüş!

Şaka değil! Ulusal Basın Kulübünde yüzlerce kişinin önünde sorulan sorular ‘off-the-record’ ilan edilmiş. Muhtemelen bir ‘özgürlük’ sorusu mu geleceğinden korktular bilemiyorum. Neyse ki o da olmamış..

Shaffer aynı zamanda İsrailli olduğundan, Erdoğan’ın ABD’ye geldiğinde mutad olarak yaptığı ABD-Musevi liderleriyle görüşmelerinde de sürekli boy gösteren bir isim.

AKP yönetimine ‘yakınlığı’ ve ‘dostluğu’ ile biliniyor.

Brenda Shaffer şu an Atlantic Council’da ‘kadrosuz uzman’ olarak ‘kıdemli araştırma görevlisi’ titri var. Atlantic Council’den Medya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Nicole Hobbs ile görüştüğümde ise Shaffer’in Atlantic Council’den ‘maaş almadığını’ ve Atlantic Council’in Çavuşoğlu’nun konuşmasında herhangi bir şekilde ‘rol almadığını’ ifade etti.

Atlantic Council’a gönderdiğim sorulardan Council’in Shaffer’in performansından memnun olup, olmadığını anlayamadım. Kendi kurumunun adını kullanarak bir yabancı ülkenin dışişleri bakanının host eden ‘çalışanı’ Atlantic Council için hiçbir şey ifade etmiyor muymuş? Atlantic Council bu gibi konularda itibarına dikkat etmiyor muymuş? Cevaplar gelmedi.

Shaffer, moderatörlüğü esnasında da lobicilik bağlarını açıklamadan sadece Atlantic Council’de uzman olarak çalıştığı şeklinde kendini tanıttı. Bu da tabi ki ‘etik’ değil. Geçmişte katıldığı başka toplantılarda hep aynı sorulara muhatap kalmış Shaffer: Lobici olarak mı uzman olarak mı paneldesiniz? Ama bu sorulardan kaçmış. Google araştırması yapıldığında Shaffer’in ‘yabancı ülke adına lobici’ mi yoksa ‘uzman’ mı olduğu konusunda onlarca yazı yazıldığı görülüyor. Washington’ı kandıran ‘lobici’ bu yazıların en detaylılarından.

Shaffer, Washington’da AKP yönetimini bulmuş.

Shaffer’in toplantı esnasında lobici ve açıklanmayan ama kulaktan kulağa dolaşan AKP yönetimi ile diğer bağlarını değil de sadece Atlantic Council’i saymasından Atlantic Council’in haberdar olup olmadığını sorduğumda ise Atlantic Council cevap vermemeyi seçti. Onun yerine Atlantic Council’in panelde herhangi bir rolünün olmadığını tekrar etmeyi seçti Nicole Hobbs.

Bilindiği gibi Atlantic Council’in Türk yönetimi ile yakın ilişkileri bulunuyor. Her yıl düzenli olarak İstanbul’da yaptığı Enerji Zirvesinde Türk bakanlar iltifat ediyor ve bunun için çok ciddi bir fonu Ankara’dan almaya devam ediyor.

The Atlantic Council’ın liderleri şehre gelen hemen her üst düzey Türk yetkili ile ‘off record’ yemek yiyor. Bu toplantıda neler konuşulduğunu bilemiyoruz. Kamuoyu önünde Türk yönetimine yapılmayan eleştirilerin kapılar arkasındaki bu toplantılarda yapılıp yapılmadığı soruma karşılık olarak ise Atlantic Council adına cevap veren Nicole Hobbs, bu toplantıları ”açık sözlülükle ve çoğu zaman off-the-record eleştirel tondaki konuşmaların” gerçekleştirdiğini belirtiyor.

Hobbs, İstanbul’daki Zirvelerinde ise genellikle entelektüel ve gazetecilerin muhalif görüşleri sunabildiğini ifade etti.

Açıkçası ben Atlantic Council’ın İstanbul’daki zirvelerinde neler konuşulduğunu veya muhaliflerin ne kadar söz aldığını bilemiyorum.

Türkiye’ye pekçok muhalif gazetecinin ve düşünürün zaten giremediğini, birçoğunun da hapiste olduğunu bilmiyor olabilir miydi Atlantic Council?

Hangi muhalif görüşler Türkiye’de rahatça ifade ediliyor? 2017 yılındaki Zirvelerini Nisan ayında İstanbul’da yapacak olan Atlantic Council’in konuşmacılar listesinin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan bulunuyor.

Ben diğer yayınlanan konuşmacılar listesinde herhangi bir muhalif yazar veya eleştirel gazeteci göremedim. Erdoğan’ın davet edildiği uluslararası toplantıda muhalefet lideri de yok.

 

Brenda Shaffer

”Brenda Shaffer’in enerji politikası alanında sıkça başvurulan bir akademik ve uzman olarak görülmesi Amerikan dış politikasının yabancı kurumlar tarafından manipülasyona karşı ne derece savunmasız olduğunun bir göstergesi olarak görülebilir” şekinde bir inceleme yazısı dahi yazılmış Shaffer hakkında. İşte o yazıdan Türk Dışişleri Bakanınının moderatörlüğünü yapan Shaffer’in özelliklerinden bazı kesitler:

Denizaşırı bir ülkenin hükümetinin ve çeşitli gizli lobi şirketleri ağının destekleriyle akademik kariyer yapan bu kişi, daha sonra bu mevkiini Kongre’de Azerbaycan adına tanıklık etmek, medyaya Azerbaycan lehine demeçler vermek ve Azerbaycan’ı öven gazete ilanları vermek için kullandı.

Shaffer, Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesinde ilk tanıklığını 2001 yılında yaptı. [O toplantıda] “Hazar Araştırmaları Program direktörü ve Harvard’ın Kennedy Siyasal Bilgiler Fakültesi Belfort Bilim ve Uluslararası İlişkiler Merkezi’nde uluslararası güvenlik programı üyesi” olarak tanıtıldı. Vekillere hitaben yaptığı bu konuşmada, ABD’nin doğrudan Azerbaycan hükümetine yardım etmesini yasaklayan ‘Özgürlük Destek Yasası’nın ilgili bölümünün yürürlükten kaldırmasını talep etti. Shaffer, “ABD’nin kendilerine yardım eli uzatmasını bekliyorlar. ABD politikasının ahlaki ideallere dayandığını [kanitlayacağına] dair büyük beklentiler var ” dedi ve yazılı ifadesinde de bu görüşünü tekrarladı.

Azerbaycan’ın demokratikleşme sürecine ilişkin soruya cevaben ise : “Demokratikleşme sürecinde henüz yolun başındalar. Bununla birlikte, her altı ayda bir, her yıl, her şey süreç hızla iyiye gidiyor” dedi.

Harvard’da Brenda Shaffer’ın direktörü olduğu Hazar Araştırmaları Programı’nın, ABD Azerbaycan Ticaret Odası ve  Exxon, Mobil ve Chevron gibi bölgede çıkarları olan petrol ve gaz şirketlerinin 1 milyon dolarlık bağışıyla kurulmuş olduğu detayı ise vekillere verilen bilgilerin arasında değildi.

Hazar Araştırmaları Programı ilk kurulduğunda yapılan basın açıklamasında, “bölge politikalarını şekillendirmeye yardımcı olmak” amacıyla kurulduğu belirtilmişti. Kennedy Siyasal Bİlgiler Fakültesinin paralel basın programında ise Graham Allison başkanlığında İlham Aliyev’in katıldığı bir panel sunumu yer alıyordu. Ilham Aliyev, 2003 yılında babasının yerine Azerbaycan başkanlığına getirildi. 2000 yılında Azerbaycan Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen bir başka toplantıda ise Haydar Aliyev izleyicilere “Harvard Üniversitesi’nde Azerbaycan ve Hazar bölgesi ile ilgili yeni bir bölüm açılmasına” sevindiğini söylemiş ve  ABD-Azerbaycan Ticaret Odası’nın yardımlarına teşekkür etmişti.

Check Also

Trump’ın en üst düzey yardımcıları seçimden önce Rus trollerin twitlerini paylaşmış

Trump’ın seçim kampanyasını organize eden ekibin seçimden önce @Ten_GOP adlı Rusya destekli bir Twitter hesabının …