Home / Dünya / Amerika Kıtaları / Amerikan Demokrasisini Korumak Generallere Kaldı

Amerikan Demokrasisini Korumak Generallere Kaldı

ABD’nin başkenti Washington’ın politikası alanında uzmanlaşmış Virginia merkezli gazetecilik organizasyonu Politico’da Patrick Granfield imzasıyla yayınlanan bir makalede “Kurumlarımızı güvence altına almak askerlere düştü” anlamına gelebilecek görüşler ileri sürüldü.

Donald Trump adayken Washington’ın çalışma şeklinde köklü değişiklik yapma sözü vermişti ve başkanlığında geçen bir aydan biraz fazla bir sürede, sivil-asker ilişkilerinde köklü bir değişim yaşanıyor. Sivil liderlerin askerî gücü kontrol etmelerinden ziyade, artık sivil bir yürütmenin haddini aşıp işleri yüzüne gözüne bulaştırması karşısında en güçlü engellerden birini temsil eden askerî liderler sivil liderleri kontrol ediyor.

Generaller Başkanı Düzeltiyor..

Başkan Trump’ın Perşembe günü yaptığı, belgesiz göçmenlerin sınır dışı edilmesinin “askerî bir operasyon” olacağı yönündeki açıklamalarını ele alın. Birkaç saat sonra basına konuşan, Trump’ın millî güvenlik sekreteri emekli deniz generali John Kelly, “Hayır, tekrar ediyorum, göçmen operasyonlarında hiçbir askerî güç kullanımı olmayacak” dedi. Beyaz Saray daha sonra, hiç de inandırıcı olmayan bir şekilde, Başkan’ın “askerî” sözcüğünü sadece bir “sıfat” olarak kullandığını söyledi.

Olay, Başkan ile bugün kendisine ve kabinesine hizmet eden muvazzaf ve emekli askerî liderler arasında yaşanan ilginç ayrılıklardan sadece biriydi. Ayrıca bu olay, Başkan Trump’ın ordunun rolü ve onunla olan ilişkisine dair anlayışının doğasında olan bazı riskleri de gösterdi.

Çoğu başkan, başkomutan olarak askerî birliklerle yakın ilişki kurmaya çalışmış olsa da, çoğunlukla açık partizan siyaseti terk ediyorlardı. Ancak Donald Trump öyle değil. Başkan, bu ayın başlarında Florida’daki MacDill Hava Kuvvetleri Üssü’nde askerî bir topluluğa yaptığı ilk konuşmasında, gazetecileri terörizm ile ilgili hikâyeleri önemsiz gibi göstermekle suçlayarak “dürüst olmayan medyanın” etkisini yermek fırsatını elde etti. Başkan sık sık yaptığı gibi, ordudan aldığı destek de dâhil olmak üzere kampanya zaferi ile böbürlendi ve askerlere “Sizi sevdim ve siz de beni sevdiniz” dedi.

Ancak Başkan bir aylık başkanlığında o kadar emin olmamalı. Askerî liderlerden aldığı desteğin, inanmak isteyeceğinden daha az sağlam olduğuna dair çeşitli işaretler var.

ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Tony Thomas’ın, Beyaz Saray’daki son kargaşa ve emekliye ayrılmış üç yıldızlı bir amiral olan Robert S. Harward’ın, Başkan’ın ulusal güvenlik danışmanlığı görevini reddetme kararı üzerine yaptığı yorumlar önemli bir gelişmeyi temsil etmektedir. Geçen hafta Maryland’da bir konferansta Beyaz Saray’daki gidişat kendisine sorulduğunda General Tony Thomas, “inanılmaz bir keşmekeş” ifadelerini kullanmıştı. Keşmekeş (karışıklık), son 15 yılın büyük kısmında Irak ve Afganistan’da seçkin Özel Operasyonlar görevlisi olarak görev yaptıktan sonra, General Tony Thomas’ın, hakkında çok şey bildiği bir kavram.

ABD Özel Kuvvetleri’ne liderlik eden, General Thomas’ın seleflerinden biri olan emekli amiral William McRaven, eleştirilerini bu hafta Donald Trump’ın liderliğine yöneltti. Şu anda rektör olarak görev yaptığı Teksas Üniversitesi’nde konuşan McRaven, Başkan’ın medyayı kötülemesi/karalaması ile ilgili yaptığı yorumda, Texan gazetesine göre, “Haber medyasının Amerikan halkının düşmanı olduğu ifadesine ve yargısına meydan okumalıyız. Bu düşünce, demokrasi için hayatım boyunca karşılaştığım en büyük tehdit olabilir” dedi.

Başkan olmadan önce seçim kampanyası boyunca Trump, ulusun generallerinin “moloz hâline getirilmiş” olduğunu söylemişti. Tecrübelerinin değerini sorgulamış ve bir noktada IŞİD hakkında onlardan daha fazla şey bildiğini söylemişti. Seçimden sonraki günlerde Trump’ın görüşü dramatik bir biçimde değişti. 60 Dakika programında “Büyük generallere sahibiz” dedi. Aslında hiçbir şey değişmemişti – Amerika’nın generalleri zaten üstün yetenekliydi.

Yakın tarihteki en saygın askerî liderlerden olan iki emekli dört yıldızlı general James Mattis ve John Kelly’yi kabinesine almak, Trump’ın güvenlik çevrelerindeki itibarını güçlendirmesine yardımcı oldu. Başkan, kendisini seçkin isimlere sahip askerî liderlere iliştirmede açıkça siyasi bir fayda görüyor. Başkan Trump’ın yeni ulusal güvenlik danışmanı Korgeneral H. R. McMaster, sivil liderlerinin görüşlerine meydan okuyan subayların önemini vurgulayan ve ünlü Vietnam Savaşı’nın tarihini anlatan Görevin İhmali isimli kitabı (1997) yazmış bir isim.

Üç Bahriyeli General ABD’nin Kaderine Hükmediyor

Başkan Trump’ın Kelly ve Mattis’i seçmekle artık kritik ulusal güvenlik görevlerini yerine getirecek iki değil, üç Bahriye’lisi var. Onların arkadaşı ve bir diğer Denizci, General Joseph Dunford, şu an Genel Kurmay Başkanlığı yapıyor. Kelly ve Dunford, 1. Deniz Tümeni’nin bir parçası olarak Irak’ta Mattis’in emri altında görev yaptılar. Kelly, general olarak ilk yıldızını burada kazanmıştı. 2003’te Bağdat’a girmeden önce Mattis’in, aralarında Kelly ve Dunford’un da olduğu denizci askerlerine verdiği tavsiye, mevcut yönetimde birlikte yapacakları çalışmalar için de bir kehanet niteliğinde. “Belirsiz araziye girerken birbirinizle cesaretinizi paylaşın” demişti Mattis, askerlerine. Üç Denizci, yine belirsiz arazide, politikayı ve ulusal güvenlik meselelerini birbirine karıştırmada son dönemde hafızada kalan herhangi bir başkomutandan daha rahat görünen bir Başkan’ın emri altında görev yapıyorlar.

Genel Kurmay Başkanı Dunford şu ana kadar çok az şey söyledi, ancak rolü, Başkan’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’ni yeniden düzenleyen kararnamesi ile ön plana çıktı. Kararname, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin en üst düzey organında kalıcı makamlardan birini Steve Bannon’a verirken, ülkenin en üst düzey askerî makamını Dunford’a bırakmıştı. Associated Press’in (AP) bildirdiğine göre bu durum, Trump’ın görevdeki ilk haftaları boyunca Beyaz Saray’dan yayınlanan bu türden yarım yamalak, sağduyudan yoksun kararnamelere ilişkin endişelerden kaynaklanıyordu. Bu önemli bir ifşa idi. Bu esasen, sivil bir yönetimin haddini aşıp işleri yüzüne gözüne bulaştırmasına karşı ülkeyi koruma ihtiyacı duyanların, emekli de olsalar, askerî liderler olduğunu göstermektedir. Bu, ABD’ye değil, Türkiye veya Mısır gibi ülkelere tanıdık gelen bir olgudur. En azından şimdiye kadar öyleydi.

Başkan, bir gün yargıya saldırmak için Twitter’ı kullanırken ve bir başka gün de basını Amerikan halkının düşmanı ilan ederken, durumun tam Samuel P. Huntington’ın kehanetlerinden birine benzemeye başladığı ortaya çıkıyor. Huntington, “Ufukta kitle toplumu tezahür ettiğinde, o [asker], mevcut düzenin muhafazakâr koruyucusu olur” diye yazmıştı.

Başkan ve yakın sivil danışmanları, tarihî normların ve anayasal kısıtlamaların yürütme erkine uygulanmayacağını iddia etmeye devam ederlerse, bu ülkeyi koruyanların bir kişiye değil, fakat Anayasa’ya yemin ettiklerini ve Amerikan demokrasisinin en sadık koruyucularından olacaklarını hatırda tutmalılar.

Şeref Güçlü

Check Also

Trump’ın en üst düzey yardımcıları seçimden önce Rus trollerin twitlerini paylaşmış

Trump’ın seçim kampanyasını organize eden ekibin seçimden önce @Ten_GOP adlı Rusya destekli bir Twitter hesabının …