Home / Dünya / Amerika Kıtaları / Washington’da Trump’a Karşı İstihbarat Bürokrasisindeki İsyan Artıyor Ancak “Amerikan Derin Devleti” Söylemi Sadece Bir Mit

Washington’da Trump’a Karşı İstihbarat Bürokrasisindeki İsyan Artıyor Ancak “Amerikan Derin Devleti” Söylemi Sadece Bir Mit

Donald Trump’i devirmeyi planlayan isteyen gizli bir bürokrasi yok.

Bu yazı Observer’da yayınlandı, ve Türkçe’ye WashingtonHattı Ekibince çevrildi:

Donal Trump’ın başkanlığa gelişinin ilk ayındaki Amerikan istihbarat birimlerine yönelik tavirlari ve hakaretleri başta olmak üzere bazı olaylar, başkanlık makamıyla ülke istihbarat burokrasisi arasındaki mücadeleyi gün yüzüne çıkardı. Trump bazı istihbarat birimlerini ve görevlilerini Nazi Almanyası ve Amerikan milliyetçisi olamamakla suçlarken, istihbarat bürokrasisi buna geleneksel bir yöntem olan istihbarat sızıntılarıyla cevap verdi.

Özellikle istihbarat kaynakları gazetecileri bazı konularda bilgilendirmeyi bir yöntem olarak benimsedi. Örneğin Washington’daki Rus büyükelçılgine gelen telefonların sinyal kodların çözümlemelerinin sızdırılması Milli Güvenlik Danışmanı Mike Flynn çok erken bir şekilde görevinden istifa etmesine yol açtı. Bunun ötesinde NSA tarafından toplanan sinyal istihbaratları Trump’ın yakın halkasındaki pek çok ismin seçimlerden aylar önce Moskova ile yakın irtibatını gösterdi. Her iki durumda da görüşmelerin içeriğine dair bir bilgi sızıdırılmadı ancak bu kadar sızdırılma bile yeni yönetim için büyük bir problem teşkil etti.

Bu sızıntılar Beyaz Saray için bir hayli yüz kızartıcı idi ve Amerikan Başkanın’dan başlamak üzere yeni yönetim sızıntıları yapanları lanetledi ve hem bu kişilerin hem de basınla yetkilendirilmediği halde beyanet verenlerin en kısa zamanda tespit edilerek cezalandırılacağını söyledi. Bu drama devrik başkan Nixon’un yaşadıklarına bir anlamda benziyor. Nixon’da sızıntıyı yapanlara karşı bir savaş başlatmıştı ve bu nihayetinde Watergate skandalına yol açtı ve Nixon’un başkanlığının bitmesine sebeb oldu.

Pekçok Trump savunucusu sızıntıların bir önceki yönetime sadık istihbaratçılar tarafından yapıldığını öne sürse de, bu iddianın ciddiye alınır bir tarafı yok çünkü istihbarat bürokrasisine atama yapılma şartları çok net ve politik atama yapabilme oranı neredeyse yok denecek kadar az. Federal hükümetin diğer federal kurumlardan farklı olarak bikaç üst düzey yönetici haricinde istihbarat kurumlarına personel atama yetkisi bulunmuyor.

Ancak bir iddia daha var ki bu daha ciddi. O da şu: Trump taraftarları yeni ABD başkanının Amerikan “derin devletinin” bir hedefi haline dönüştüğü. Bu görüşe göre İstihbarat bürokrasisi ve devlet içerisindeki ilişkili elementleri yetkilerini aşan şekilde Trump’İ görevinden edebilmek için onun Rusya bağlantıları üzerinden basina hikayeler yayıyorlar.

Bu görüş Başkan Trump tarafından da benimsenmiş gözüküyor. Trump geçtiğimiz haftalarda defalarca kendisinin yalan haberlerin kurbanı haline getirildiğini ve tüm Rusya ile ilişkili olduğu yöndeki haberlerin medyanın uydurma olduğunu açıkladı.

“Derin devlet” iddialarının önemli politik sonuçları olucaktır ve bu yüzden bu terimin biraz daha irdelenmesi gerekiyor. Tabii ki her devlette, en demokratik olanlarında bile, bir biçimde “derin devlet” diye nitelendirilebilecek yapılanmalar bulunur. Dünyadaki her ülkenin bir şekilde istihbarat birimleri var ve birbirlerini kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Bu istihbarat savaşlarının tabiiatı olarak istihbarat örgütleri, diğer devlet birimlerinde daha gizli ve farklı bir şekilde faaliyet göstereceklerdir. Bu faaliyetlerinin diğer devlet birimleri gibi incelenmesi, teşhir edilmesi düşünülemez. Bunun ötesinde istihbarat teşkilatları bürokrasinin en tabanından yükselmiş kariyer memurları tarafından yönetilmektedir ki bu politik etki altındaki bir istihbarat teşkilatının neler yapabileceği düşünülürse iyi bir şeydir. Bunun dışında Amerikan istihbarat teşkilatlarında Kongre tarafından seçilmesi gereken bazı yöneticilik pozisyonları vardır ki, Kongredeki hem Temsilciler Meclisi hem de senato istihbarat faaliyetlerini legal olup olmadığını veya ne kadar etkili olup olmadığını inceleyebilmektedir. Bu denetleme sistemi Watergate skandalının ardından benzeri skandalların bird aha yaşanmaması için getirilmiş 1970 lerden bu yana gelen bir sistemdir.

“Derin devlet” tabiri ne Amerikan ne de Avrupa orijinli bir terim. İlginçtir ki bu Türkçe’den gelme bir terim ve özetle seküler devlet yapısı ve değerlerini korumak için Ankara’da perde arkasında çalışan asker ve istihbarat bürokrasini kastetmek amacıyla kullanılmaktadır. Seküler değerleri korumak amacıyla devlet içinde ayrı bir devlet gibi hareket etmektedir bu yapı. Kürt ayrılıkçılar ve islamcılarla uzun süredir genel anlamda propaganda ancak zaman zaman da şiddetin silah olarak kullanıldığı bir savaş içerisindedirler.

Türkiye’deki derin devlet efsanesinin bazı yönlerinin gerçekleri yansıttığı şu götürmez bi gerçek ancak bu terim de zaman içerisinde Kemalist sistemden mutlu olmayan Türklerin her türlü politik amacı için kullandığı elverişli bir terim haline dönüştü. Özellikle İslamcılar, karşılarına çıkan her engeli, rahatsız oldukları her konuyu derin devlet ile ilişkilendirerek Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 yıllık iktidarında rakiplerine karşı önemli bir zemin kazandılar.

Erdoğan’ın Türkiye’yi yeniden islamist bir devlet haline getirme gayretleri direk Kemalizm hedef alınarak gerçekleşmedi. Erdoğan kavgasında Kemalizm yerine “derin devlet” tabirini koyarak bi strateji geliştirdi. Bu yolla 2008-2013 yılları arasında Ergenekon olarak bilinen davalarda çok sayıda üst düzey generali hapisle veya istifaya zorlayarak elimine etti.

Yine geçen yaz gerçekleşen gizemli darbe teşebbüsünde Erdoğan “derin devleti” hedef tahtasına oturtarak tüm devlette çok geniş çaplı tasfiye yapmak için fırsat yakalamış oldu. Erdoğan’ın bunu yaparken kullandığı temel arguman derin devletin Osmanlı tarzı güçlü bir Türk devletini yeniden diriltmesini engellemek için kendisine karşı olduğu idi. Türkiye’de derin devlet olsun olmasın, bu terimin Erdoğan’ın rakiplerini yok etmek ve gücünü konsolide etmek için kullandığı çok önemli bir silah olduğu konusunda herhangi bir şüphe yoktur.

Türkiye tecrübeleri gösteriyor ki, eğer Trump yönetimi Amerikan vatandaşların bir “derin devletin” varlığına ikna edebilirse, sonuçları korkunç olur. Çünkü Amerika’da benzer anlamda bir derin devlet yok. Amerikan istihbarat bürokrasisi politik anlamda homojen bir yapı değil. Demokratlar, Cumhuriyetçiler ve bağımsızlar, ve her türlü ideolojik görüş istihbarat bürokrasisinde belli oranlarda temsil ediliyor. İlla bir genelleme yapmak gerekirse FBI’da daha ziyade muhafazakarlar, CIA’de ise liberal analizciler mevcut. Ancak bunlar sadece bir genelleme.

Eğer bugünlerde Washington’dan medya sızıntılar gerçekleşiyorsa, bunları ideoloji, partizanlık olarak yorumlamak yanlış olur. Bunu daha ziyade bürokratik yapıyı korumak amaçlı bir refleks veya kişisel hesapların bir ürünü olarak yorumlamamız daha doğru. Watergate skandalını Washington Post’a sizdiran eski FBI görevlisi Mark Felt bunu tamamen Nixon’a karşı olan kişisel meselelerinden ötürü yapmıştı. Nixon defalarca Felt’i FBI direktörü olarak atanmasına karşı çıkmıştı. Watergate skandalı tamamen bir kişisel intikamın sonucu idi.

Bugünlerde istihbarat bürokrasisi Trump’ın başkan olmasından çok rahatsız. Trump’in kamuoyu önünde defalarca genellemeler yaparak istihbarat camiasına hakaretler ediyor oluşu canlarını sıkıyor ki bu tavrı tarihteki hiçbir Amerikan başkanı göstermedi. Rusya konusu istihbarat bürokrasinin tavrındaki olumsuzluğun esas nedeni. Pekçok istihbarat görevlisi Trump’a Rus istihbaratının çabalarına yönelik elde ettikleri istihbarat nedeniyle güvenmiyor. Açıkça dile getirilmese de, kapalı kapılar ardında Trump’ın Kremlin ilişkisi herhangi bir olumsuz kastı olmasa bile sürekli konuşuluyor ve bu rahatsızlık önümüzdeki günlerde çok daha büyük politik krizlere gebe.

Trump’a karşı isyan Washington’da büyüyor. Çok tecrübeli bir kariyer memuru olan CIA sözcüsünün istifası adeta yeni yönetime karşı istihbarat bürokrasisindeki bu isyanın bir işaret fişeği gibiydi. Eğer başkan Trump istihbarat bürokrasisine karşı tavırlarını sürdürmeye devam ederse medyaya çok daha fazla sızıntı sağlanacağını bekleyebiliriz. Sızıntılar her iktidar döneminde olmuştur ancak Nixon’un Watergate ardından devrilmesi gösteriyor ki, Amerikan başkanları sızıntıları gidermek için doğru “muslukçuyu” bulmak zorunda.
Tahir İpek

Check Also

Trump’ın en üst düzey yardımcıları seçimden önce Rus trollerin twitlerini paylaşmış

Trump’ın seçim kampanyasını organize eden ekibin seçimden önce @Ten_GOP adlı Rusya destekli bir Twitter hesabının …